Onlar da barıştan kaçıyor

Baristan_Kacanlar_Martinez

Orta Amerika’daki devrimci hareketler, 1990 yılından sonra silahlarını attı. Yıllardır savaşan gerillaların eline seçim broşürü tutuşturuldu. Nikaragua’da FSLN 1990, El Salvador’da FMLN 1992 yılında, Guatemala’da URNG 1996 yılında aynı yola girdi. Adına barış dediler.

Peki barış, emperyalizmin Orta Amerika’da yarattığı sorunları çözebildi mi?

The Beast (2014), El Salvadorlu Gazeteci Óscar Martínez’in ilk kitabı. Farklı bir açıdan, göçmenleringözünden bakıyor Orta Amerika’ya. Eskiden beri var olan, ancak 2000’lerle birlikte krize dönüşmüş bir sorun Orta Amerika’da göçmenlik. Her yıl yüz binlerce insan El Salvador’daki, Guatemala’daki evlerini bırakıp kaçak yollardan ABD’ye girmeye çalışıyor. 2005 yılında 1.2 milyon insan sınırdan kaçak girmeye çalışırken yakalandı. Kaç milyon insan yakalanmadan girebildi, bilinmez.

Continue reading

Advertisements

Küba kirlenirken

Rolling_Stones_Che

Rolling Stones’un 25 Mart 2016 tarihli Havana konserinde görülen Che “pankartı”.

Yağmurlu bir Mart sabahı Havana’ya ayak basan ABD Başkanı, “Buraya Soğuk Savaş’ın Amerika kıtasındaki son kalıntısını gömmeye geldim” dedi. Soğuk Savaş, sosyalizmle emperyalizmin çarpışmasından doğduğuna göre, takım elbiseli mezarcılar kimin çukurunu kazmaya geldi Küba’ya?

Küba Cumhuriyeti ambargolara, işgal ve suikast girişimlerine rağmen 57 yaşında. Kabına sığmayan bir devrimdi. Kendi ülkelerindeki devrimi yalnızca bir başlangıç olarak gören binlerce Kübalı, son durağı Afrika ormanları ya da Latin Amerika dağları olan bir maceraya atılmıştı devrimden sonra.

57 yıl boyunca tek bir Amerikan başkanının ayak basamadığı Havana sokakları, Latin Amerika’nın devrimci kadrolarına kucak açtı. Küba, dünyanın her yerinden gelen devrimcilerin buluştuğu bir eğitim merkeziydi. Evlatlarının başsız bedenlerini mısır tarlalarına atılmış halde bulan yoksul El Salvador, Nikaragua ve Kolombiya köylüleri, ölüm mangalarından Küba’nın verdiği silahlar sayesinde hesap sorabiliyordu.

Continue reading

CHP: Kaldırılmayı bekleyen bir cenaze

Tayyip_Kilicdaroglu

Düzen solunun sağcılardan farkının kalmadığı bir çağdayız. Partiler sırayla iktidar-muhalefet oyunu oynuyorlar. Ancak bir yeni-sömürgede siyaset yapıyorsanız, iktidardayken de muhalefet ederken de uyulması gereken bazı kurallar olduğunu bileceksiniz. Bu kuralların en önemlisiyse, ABD’nin ilan ettiği yeni dünya düzeniyle çelişmemek.

CHP’nin demokrasicilik oyununun kurallarını öğrenmesi uzun yıllar sürdü. Zaman zaman devrimcilere ya da Kürt mücadelesine yakınlaşma hatası yapan, bu kapitalist yağma çağında hala “devletçilik” filan deyip duran kadrolarını itinayla temizledi. Bunun yerine siyaset bilimi literatüründe “catch-all party” (herkesin partisi) diye adlandırılan bir garabete dönüştü: Uzun vadeli bir programa dayanmak yerine, belirsiz ve yüzeysel bir ideolojisi olan, o dönemki gelişmelere bağlı olarak anlık tepkiler veren, yarın da tam tersini savunsa çok şaşırmayacağımız, ezilenlere de ezenlere de seslenen bir seçim partisi.

Bu durum kapitalizmin 1990 sonrasında gemi azıya alması, sermayenin önündeki fiziki, siyasi ve ahlaki engelleri yıkma arzusuyla ilişkili bir şey. Yani Eski Refah Partililere “milli görüş gömleğini” çıkarttıran güç CHP’ye de altı oku toprağa gömdürdü, iki partiden mükemmelen hizaya getirilmiş işbirlikçiler yaratıldı. Direnmeyen çürür; eğer zaten çürükse bu kez ekşi bir koku da yaymaya başlar.

Kullanışlı sol, ama kan görmeye hiç dayanamaz

Continue reading

Çelik yeleklere karşı devrimci yürekler

Filistinli_direnisciEgemen sınıfların yapabileceği yıkıma kıyasla önemsiz bir ayrıntı gibi görünen bir çatışma ya da bir rehin alma olayı nasıl oluyor da tüm ülkeyi sarsan bir eyleme dönüşebiliyor? Buradan çağımızın sınıf savaşlarına ilişkin sonuçlar çıkarılabilir mi?

Eşitsizlikler çağında olduğumuzu tekrarlayıp duruyoruz. Sayısı az olmakla birlikte iyi örgütlenmiş bir ezenler iktidarının elinde ordular, bu ordularda uydu destekli tanklar, tüm dünyayı saran istihbarat ağları, her köşe başına yerleşen kameralar, iyi eğitimli entelektüellerden kurulu düşünce ve medya teşkilatları var.

Buna karşın, özellikle 1990’dan sonra ezilenlerin elinde emperyalizmin gündemine ve taktiklerine etki edebilecek araçlar gitgide azaldı. Dünyanın ezici çoğunluğu ne bir devlete, ne de kendini koruyacak bir orduya sahip artık. Emperyalistlerin mide bulandıran kibrinin, pervasızca söylenen yalanların kaynağı bu.

Continue reading

Syriza’nın ekonomi danışmanı: “Ilımlı-Keynesçi bir politikamız var”

25 Ocak 2015’te yapılan Yunanistan Genel Seçimleri’ni kazanan Syriza‘nın ekonomi danışmanlarından olan Costas Lapavitsas, BBC’nin HardTalk programına konuk olmuş, yaklaşık 15 gün önce.

12. dakikadan itibaren programın sunucusu Lapavitsas’a soruyor:

Her ne kadar Syriza’nın vergi ve harcama politikalarına inanıyor olsanız da, siz bile Yunanistan’ın yabancı yatırım olmaksızın anlamlı bir büyümeyi sürdüremeyeceğini kabul edersiniz. Eğer Syriza kazanırsa yabancı yatırım diye bir şey olmaz. Bunun son aylarda önemli bir tartışma konusu olduğunu gördük. Sızan toplantı notlarında ya da diğer iletişim araçlarında her türden yabancı yatırımcının Syriza konusunda derin endişeler ifade ettiklerini gördük.

Continue reading

Türkçede felsefe yapılmazmış, niye?

Gazze, Filistin'de bir okul.

Gazze, Filistin’de bir okul.

Türkçenin mevcut yapısıyla felsefe yapılamazmış. Osmanlıca kelimeler olmadığı için mi? Yok canım.

Tesadüf, Erdoğan’ın bu sözleri ettiği ay, Milli Eğitim Şûrası “risk grubundaki öğrencileri” fişleyip polise ihbar etme kararı almış. Daha bu hafta, Karamanoğlu Üniversitesi’ndeki bir akademisyene 11 ay hapis cezası verildiğini okumuşuz. Siyaset Bilimci Elifhan Köse’nin suçu: Polisin başından vurarak öldürdüğü Berkin Elvan’ı anmak.

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir gelenektir: “Evet efendim” diyen beyinleri “hayır” diyenlere tercih ederler. Evet efendimciler ekseriyetle profesör, danışman; “hayır” diyenler sürgün, tutsak ya da faili meçhul olurlar: Devlet felsefesi!

Continue reading

Kırşehir’e bir katliam okulu açıldı

us-vice-president-joeGeçen hafta, faşizmin Amerika’yı aslında kimin keşfettiği ve kadının fıtratının esasında ne olduğuna ilişkin sayıklamalarının arasında kaybolan önemli bir gelişme vardı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden İstanbul’a geldi. Türkiye devletinin yöneticileriyle yaptığı konuşmaların ardından, her yıl Suriye’ye karşı 2 bin kişinin Kırşehir’deki kamplarda eğitilmesi ve ABD tarafından donatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ekim ayında verdiği bir söyleşideyse Başbakan Davutoğlu “eğit-donat programı çoktan başladı” diyordu.

2000’lerin başından beri Irak ve Afganistan’da karşılaştığı direniş Amerikan emperyalizmi için sarsıcı oldu. Bunun göstergelerinden biri, 2004 yılında Irak ve Afganistan’dan gelen asker tabutlarının televizyonlarda gösterilmesine yasak konulmasıdır. Bu yasak ancak ABD’nin Irak’taki kontrolünün az çok sağlandığı 2009 yılında kaldırıldı.

Continue reading