Terörize olmamak için iki öneri

İsrail devletinin öldürdüğü Filistinli gencin cenazesinden bir fotoğraf.

İsrail devletinin öldürdüğü Filistinli gencin cenazesinden bir fotoğraf.

Terörize olmuş insanları etkilemek, sindirmek ya da istenilen yöne sevk etmek daha kolaylaşır. Devlet terörü korkunun yanında kafa karışıklığı ve çaresizlik de getirir. Dostla düşman birbirine karışır. Hedefi belirsiz bir öfke ve kaygı açığa çıkar.

Devlet terörünün asıl amacı budur. Şeyh Bedreddin’in çıplak ve cansız bedeni Serez Çarşısı’nda teşhir edilmişti. Naziler anti-faşist partizanları yakaladıkları zaman, onları herkesin gözü önünde idam edip ölü bedenleri ibret olsun diye bir süre meydanda bırakırdı. Nazilerden yarım yüzyıl sonra, Şırnak’ta Hacı Birlik’in bedenini yerde sürükleyip fotoğraflayan alçakların yapmak istediği de aynıdır.

Çok kalabalığız. Öldürmekle bitecek gibi değiliz. Bu yüzden devlet terörü yüzyıllardır öldürmeyi değil, halkı yönetilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Reyhanlı’da, Suruç’ta, Ankara’da patlayan bombalarla ne yapacağını bilmeyen, korkunun esiri olmuş, öfkesini kendi içine boşaltan bir halk yaratmak istiyorlar.

Haziran Ayaklanması sırasında nasıl coşkulu ve enerjik olduğumuzu, en zorlu anlarda bile birbirimize sarılıp mutluluktan gözlerimizin dolduğunu düşünün. Bunun aksine, boyun eğen halk mutsuzdur, kendine güvensizdir. Kendine güvenmeyen kişi, başkalarına bin kat daha güvensiz olur. Saldırganlaşır, öfkesi yanlış hedefi vurur.

Peki ne yapacağız?

Neden sonuç bağlarını iyi kuracak, soğukkanlılıkla gerçeği göreceğiz

Karşımızda yenilmez bir düşman yok. Köşeye sıkışmışlar. Sorunları çözmek için attıkları her adım yeni sorunlar çıkarıyor. Yalanlarına inanmaz oldukça, bizi korkutarak sindirmeye çalışıyorlar. Kendi adamlarına bile tam güven duyamaz haldeler.

Öyleyse niye biz terörize olalım? Yıllardır canımıza kastedeni biliyoruz. Kimleri kullandıklarını, amaçlarını biliyoruz. Kafamızın karışması için hiçbir neden yok. Düşmanı iyice tanıyalım. İktidarda kalmak için yapabileceklerinin sınırı olmadığını bilelim. Etrafımızdakilere de tanıtalım, kafa karışıklıklarını giderelim. Patlayan bombaların zihinlerde yarattığı tahribatlar sabırla ortadan kalkacak. “Biz varsak umut var” deyip düşmanın yeni saldırılarını karşılamaya hazırlanalım.

Öfkemizi tepkimizi şu veya bu kesimden halka değil de, işte bu düşmana yönelteceğiz

Düşman yerine, halka yönelen öfkenin bizi zayıflattığını, bizi daha kolay idare edilebilir kıldığını, bu bakımdan devlet terörünün amaçlarına hizmet ettiğini de bileceğiz.

Bombalar içimizdeki halk sevgisini öldürmek için de patladı. Geniş halk kitlelerine güvensiz hale gelmemiz için sistemli propaganda yapılıyor. Dindarlar laiklere, Sünniler Alevilere, Türkler Kürtlere ve Araplara karşı bileniyor.

Dostlarımızı düşman bilelim istiyorlar.

Ankara Katliamı’nın ardından Konya’da milli maç vardı. Katliamda hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşu sırasında tribünlerden ıslıklar geldi. Geçen aylarda Kırşehir’deki bir kitapçıya yönelik saldırının kamera kayıtlarında, yerli halkın bir kitapçıyı nasıl yağmalayıp yaktığı görüntülendi.

Görüntüleri izleyen kimilerine göre bu, halkın çoktan kaybedildiğinin, geniş halk kitlelerinin faşizmi arzuladığının kanıtıydı.

Özgürlük kavgası sadece eğitimli iyi aile çocuklarıyla verilmiyor.

Gerici iktidarların hayatta kalabilmek için kitleleri de gericileştirdikleri ilk örnek Türkiye değil. Sınıf mücadelesi bu. Özgürlük kavgası sadece eğitimli iyi aile çocuklarıyla verilmiyor. Halk mücadelesi, gücünü kaç eğitimsiz halk çocuğunu faşizm çukurundan çekip çıkardığıyla da gösterir. Halk dayanışmasının en makbulü birbirimizin hatalarını düzelttiğimiz dayanışmadır. Faşizm dayanışmanın en çok bu biçimini bastırmaya çalışır.

Nikaragualı bir devrimci “mücadele için yaşam tarzımızı ve hatta yaşamımızı feda etmemiz gerekir” diye yazmış. Dayanışma ancak bu fedakarlıkla mümkün.

En basitinden, bize çok uzak gelen yaşam tarzlarına, dünya görüşlerine nüfuz edip dönüştürebilmek için fedakarlık yapıyor muyuz? Kendimiz gibi olmayan, bizim gibi yaşayıp düşünmeyen kaç arkadaş ediniyoruz? Günde kaç kişiyle konuşup, hayatlarında bir fark yaratıyor ve kafalarındaki yanlışlardan kurtulmaları için onlarla zaman geçiriyoruz?

Bütün bunları yapmıyor bir de üzerine yakınıyorsak, yanlış düşünen, yol gösterilmeye ihtiyacı olan biziz demektir. Devrimci düşünceler kimseye vahiy yoluyla gelmiyor. 15-20 yıldır düzenin içinde çürüyen gençlerin ya da hayatında tek bir sosyalist arkadaşı olmamış insanların, attığınız zeka dolu bir-iki tweetle hatasını anlamaması çok yazık, ama gerçek böyle.

Doğruları insanlara taşıyamadığımızda, kafa karışıklıklarını gideremediğimizde faşizm yeni yalanlarla ömrünü uzatmayı sürdürecek. Bir kuşak daha ömrünü faşizmle geçirsin istiyorsanız, yakınmaya, halkı düşmanlaştırmaya devam edin.

Umutsuzluk ve kafa karışıklığı devlet terörünün ulaşmak istediği amaçtır. Bu yüzden şu andan itibaren bunları kendimize yasaklayalım; barındıran, yayan ya da yayılmasına ses çıkaranları fena yapalım.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s