Düşük yoğunluklu barış

Ankara_Katliami_10.10.2015

Savaş zamanı ordular çarpışır, insanlar ölür. Barış zamanıysa siyasetçiler tartışır, sorunlar çözülür.

Okul çağına gelmemiş çocuklar için yazılmış bir masal kitabının girişi gibi. Oysa bugün, yetişkinler için benzer cümleler kurarak kariyer yapan köşe yazarları, politikacılar var. Bu barış dinini televizyonlardan yaymaya çalışan peygamberlerin bir de besmelesi var: “Savaşla siyaset birlikte yürümez”.

Bu mantığa göre dünya tarihinin çoğunda hiç siyaset yapılmamış olması lazım. Düşük yoğunluklu savaşlar çağındayız, ama akıllarda hala geçen yüzyıllardan miras bir barış hayali. Böyle düşünelim istiyorlar.

Devleti yönetenler aptal değil. Özel harekatçı polis sayısını arttırıyorlar. Polislerine ağır silah veriyorlar. Katilleri koruyorlar. Kürt şehirleri, devrimci mahalleler birkaç günlüğüne düşman toprağına, yurttaşlar kolaylıkla düşmana dönüştürülüyor.

Savaş hukuku ülke içindeki çatışmaları çözmenin bir yolu haline geliyor. Kitle gösterilerinde bombalar patlıyor. Katliam geleneği sürüyor.

Devletin adamları, savaşla barışın kardeş olduğunu biliyor. Devleti yönetmek için bazen namluları, bazen de politikacıları konuşturmak gerekir. Önemli olan ikisini de hazır tutmak diye düşünüyorlar. Egemen sınıflar siyaseti pekala savaşla iç içe yürütebiliyorlar.

Bunu yapmak yalnızca ezilenlere yasak. Sadece ezilenlerin silahı konuşursa papağanlar başlıyor: Siyasetle savaş yan yana olmuyor.

Çünkü artık barışlar da savaşlar gibi düşük yoğunluklu.

Sürecin adı barış değil tasfiye

Şaşırıp duruyoruz: Sözde barış sürecinde niye bu kadar çok hapishane ve karakol yapıldı? Tam sorun çözüldü çözülecek derken, bu kadar çok ölüm, olağanüstü hal nereden çıktı? Hadi “teröristleri” öldürdünüz, barış isteyenleri bombalamak da neyin nesi?

Ezenlere karşı mücadelede şaşkınlık iyi değil, yenilgi sebebi. Bunun devasıysa öğrenmek.

Birkaç yıldır içinden geçtiğimiz süreç “barış süreci” değil. Barış sürecinde bu kadar çok insan, bu kadar çeşitli yöntemlerle öldürülür mü? Devlet, ona karşı savaşma olanağı kazanmış bir halkın bu olanağını yok etmek istiyor. Bunun için sürece “tasfiye süreci” demeliyiz. Devletin kafasında şunlar var:

  • Halkın savaşmasına imkan veren örgütlülük ortadan kaldırılmalı. Örgütlülüğün tasfiyesi.
  • Halkın kafasındaki devlete karşı savaşılabileceği fikri bitirilmeli. İdeolojik tasfiye.
  • Son olarak da halkın elinden silahı alınarak, bir daha eline silah bile almayı düşünemeyecek hale getirilmeli. Silahların tasfiyesi.

Dünyadaki diğer halk hareketlerinin geçtiği süreçler, bize bir gerçeği gösteriyor: En çok sayıda insan halk savaşı sırasında değil, tasfiye sürecinde ölüyor.

Örneğin Güney Afrika. Güney Afrika’da 1990 yılında başlayan sözümona “barış sürecinden” önce ayda ortalama 86 insan öldürülüyordu. Müzakerelerin başladığı 1990 yılı ile 1994 yılları arasında bu sayı ayda 250’ye çıktı ve tasfiye sürecinde çoğu devrimci siyasi kadrolar, halk milislerinden olan 14.800 insan baskınlarda, katliamlarda, infazlarda öldürüldü. Sürecin sonunda, halk daha azgın bir sömürünün, yoksulluğun eline teslim edildiğinde, bu kez elinde ne silahı vardı, ne de bir örgütü.

Türkiye’de de halklara aynı şey dayatılıyor. Birkaç aya sığdırılan üç bombalı katliam, yerlerde sürüklenen gerilla bedenleri, abluka altında Kerbela’ya dönüştürülen kasabalar, bu kasabalarda başından vurulan ihtiyarlar, kolu bacağı kopan çocuklar.

Yok. Bizi inandıramazsınız. Sizin düşük yoğunluklu barışınızla, savaşınız arasında bir fark yok. Yine ölen biz, sömürülen biz, ağlayan biz.

Bizim sloganımız “inadına barış” değilse, bu yüzden. Bunları görüp tiksindiğimizden.

Geriye tek bir seçenek kalıyor: Kurtuluşa kadar savaş.


Bu yazı daha önce Gezite.org‘da yayımlandı. Gezite.org’u Facebook ve Twitter‘dan da takip edebilirsiniz.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s