Dündar yalnız değil, arkası sağlam

Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Can Dündar’a Televizyon Oskarı’nı verirken. Tarih: Şubat 2007, yani Hrant Dink vurulduktan tam bir ay sonra.

Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Can Dündar’a Televizyon Oskarı’nı verirken. Tarih: Şubat 2007, yani Hrant Dink vurulduktan tam bir ay sonra.

Biliyorum, Can Dündar’ın başlattığı kampanyayı yerinde buluyorsunuz. “Hesap soracağız” dedikçe “yürü be” diyorsunuz. Fakat Dündar’ın başka gündemleri var. Hep olduğu gibi.

Yaptığı MİT TIR’ları haberiyle bize neyi sorgulattığını değil, neyi sorgulatmadığını soralım.

Can Dündar’ın geçmişi ya da birden bire peyda olan cüreti bizi şüphelendirmiyorsa, tekelci Doğan medyasının bu haber üzerine ilan ettiği seferberlikten, New York Times, The Economist gibi ABD ve İngiliz emperyalizminin sesi olarak işlev gören yayınların bir süredir benimsediği çizgiden şüphelenmemiz gerekir.

AKP’nin ABD ile yaptığı anlaşma gereği şu anda Kırşehir’de Suriye halkının düşmanı katiller silahlı eğitim görüyor. CIA ve Amerikan Ordusu tarafından verilen eğitimleri tamamlanınca, mühimmatlarıyla birlikte sınırın öte tarafına, Suriye halkını vurmaya gönderiliyorlar. Dündar’ın ya da Ezgi Başaran’ın yazılarında bunlar yok. Niye yok?

Oligarşinin bir kanadı ve emperyalizm, bu seçimde AKP güç kaybetsin istiyor. The Economist gibi emek düşmanı bir dergi, seçimlere ilişkin yazısında

Türkiye’nin bir De Gaulle’e, hele bir Vladimir Putin’e hiç ihtiyacı yok. Bunun yerine daha büyük bir iktidar devrine, anayasal değişime ilişkin zıtlaşıcı değil uzlaşıcı bir yaklaşıma ihtiyacı var. Dolayısıyla oy verenler AKP’ye bu değişimi tek başına başlatacak bir çoğunluk vermemeli. Onun yerine bir muhalefet partisini desteklemeli.

dedikten sonra, en uygun adayın HDP olduğunu söylüyor.

New York Times, Erdoğan’ın Hürriyet gazetesine yönelik tehditlerine 8000 km öteden editöryel bir yazıyla karşı çıkarak işbirlikçi medyayı korumaya alıyor.

Sıradan bir belgeselci ve televizyon programcısıyken, birden hakikat aşığı cesur gazeteci kesilen Can Dündar’ın da destek verdiği, seçimlerden iki hafta önce hem içeriden hem dışarıdan başlayan bir kampanya bu. Emperyalizme dokunmayıp yalnızca AKP’yi hedef alan, dikkatli bir hizaya getirme kampanyası. Ne hikmetse MİT tırlarında hiç ABD ya da Alman silahı yok. Hepsi “Rus menşeli“. Belli ki hükümet MİT TIR’ları olayında emperyalizme danışmadan iş tutmaya çalışmış ve enselenmiş.

Can Dündar bu haberin yarattığı tartışmaların ardından yazdığı “Tehdidi bırak, bu 20 soruya yanıt ver!” başlıklı yazısında, Türkiye’den Suriye’ye silah aktarmanın uluslararası hukuka aykırı bir suç olduğunu söylüyor.

Doğrudur. Üstelik yalnızca halkları katletsin diye çetelere silah göndermek değil, komşu ülkenin topraklarında katilleri eğitmek, egemen uluslara karşı komplolar çevirmek, halkı katledip yağmalar yapmak da suçtur. Ama bu suçu AKP tek başına değil, emperyalizmle, Katar, Suudi Arabistan gibi onun Ortadoğulu uşaklarıyla birlikte işledi. Tekelci Doğan Medyası, Dündar’ın çok sevdiği, belgesellerine sponsor olan patronlar da buna ortaklık etti.

Ne Dündar, ne de Başaran, ne de tekelci medyanın diğer cengaverleri kendilerine çizilen sınırların dışına çıkıp, bu suç ortaklarına dair hakikatleri de yazabilecek kadar cesurlar. Gerçeğin ne kadarı oligarşinin işine yarıyorsa, o kadarını yazmakla yükümlüler. Biz oligarşinin kendi içindeki bu çelişkilerden yararlanır, onların pisliklerini teşhir ederiz. Ama düzen gazetecilerini savunma kampanyalarına kuyruk olmayız.

Halka karşı işlenmiş suçların hesabını Aydın Doğan, enkaz CHP, Can Dündar gibi hizmetçiler değil, yine direnen halklar soracak. Kılıcımızı yalnız kendimiz için savuracağız.


* Bu yazı daha önce Gezite’de yayımlandı.

Advertisements