Syriza’nın ekonomi danışmanı: “Ilımlı-Keynesçi bir politikamız var”

25 Ocak 2015’te yapılan Yunanistan Genel Seçimleri’ni kazanan Syriza‘nın ekonomi danışmanlarından olan Costas Lapavitsas, BBC’nin HardTalk programına konuk olmuş, yaklaşık 15 gün önce.

12. dakikadan itibaren programın sunucusu Lapavitsas’a soruyor:

Her ne kadar Syriza’nın vergi ve harcama politikalarına inanıyor olsanız da, siz bile Yunanistan’ın yabancı yatırım olmaksızın anlamlı bir büyümeyi sürdüremeyeceğini kabul edersiniz. Eğer Syriza kazanırsa yabancı yatırım diye bir şey olmaz. Bunun son aylarda önemli bir tartışma konusu olduğunu gördük. Sızan toplantı notlarında ya da diğer iletişim araçlarında her türden yabancı yatırımcının Syriza konusunda derin endişeler ifade ettiklerini gördük.

Syriza temsilcilerinin de bulunduğu Londra toplantısında konuşan yabancı yatırımcılardan birinin deyişiyle, Alexis Tsipras’ın Syriza’sının programının “komünizmden de beter olduğu ve tam bir kaos vadettiği” sonucuna varıldı.

Lapavistas şöyle yanıtlamış:

Bir kez daha söyleyeyim, oldukça belirsiz bir alanda dolanıyoruz şu anda. Söylemiş olduğum üzere Syriza bir tür ılımlı-Keynseçi politika öneriyor. Bu radikal değil, akıl almaz bir şey değil, bu dengeli bütçe harcamaları demek.

Sunucu:

Kusura bakmayın kesiyorum ama, Syriza’nın başlıca danışmanları Marksistlerden oluşuyor, siz bir solcusunuz, ılımlı-Keynesçi filan değilsiniz.

Lapavistas:

Ama politika ılımlı bir Keynesçilik politikası. Bu Marksist devrimci bir program değil. Nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bu kemer sıkma politikalarını terk etmeye dönük ılımlı-Keynseçi bir politika.

Seçimlerin ardından Türkiye ve dünya solunda yaşanan heyecanla birlikte bu röportaj beni birkaç konuda düşündürüyor:

  1. Emperyalizm ılımlı-Keynesçi olduğunu, haşa Marksist devrimci olmadığını bastıra bastıra söyleyen bir partiye bile tahammül edemeyecek kadar derin bir krizde. Tüm dünya ayaklarının altına serilsin, onun olsun istiyor.
  2. Eskiden Yunanistan ya da Türkiye gibi yeni-sömürge bir ülkede “ılımlı-Keynesçi” politikalar izleyenlere sosyal-demokrat deniyordu. Fakat emperyalizmin tahammülsüzlüğü sosyalizm algısını o kadar yıpratmış, hayal ufkunu öylesine indirgemiş ki şimdi bunlara “radikal sol” filan denilmeye, seçilmeleri alkışlarla kutlanmaya başlandı. Umutların, hayallerin bu kadar küçülmesi tehlikeli.
  3. Son 35 yıldır iyice düzeniçileşen Türkiye solu Syriza’da kendini görmüş olmalı, sonuçta on yıllardır çırpınıyorlar. Ne Yunanistan’da ne Türkiye’de, parlamento ya da seçim aracılığıyla bu emperyalist bağımlılık zincirlerini kırmak mümkün değil. Syriza da, onun Türkiye muadilleri de bunu yaşayarak görecek.

Bu konuyla ilgili dikkatimi çeken birkaç Türkçe yazı oldu.

  • Sungur Savran “Syriza tartışmasının anlamı ne?” başlıklı yazıda Syriza’nın bir son durak değil ara durak olduğunu yazmış. Bu partiden ya Brezilya modeli, Yunan halkını düzenle uzlaştıran bir parti çıkar; ya da Şili’deki Allende hükümetinin başına geldiği gibi darbeyle alaşağı edilir gider, diyor özetle.
  • Barış Yıldırım, kendi blogunda “Syriza’nın zaferine ilk notlar” başlıklı bir post yazarak Syriza’yı reformist bir parti olarak tanımlıyor, “fazla umutlanmayın” diyor. Venezuela ve Bolivya’da heyecanla başa gelen, ama sonra köklü bir değişim yaratmayan iktidarları örnek gösteriyor.
  • Süleyman Altunoğlu da Gezite’de “Kiminin zaferi, kiminin derdi” diye bir yazı yazarak Syriza’nın tarihsel gelişimine bakmış. Türkiye soluyla Yunan solunun ehlileşmesi arasında parallelikler kurmuş.
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s