Türkçede felsefe yapılmazmış, niye?

Gazze, Filistin'de bir okul.

Gazze, Filistin’de bir okul.

Türkçenin mevcut yapısıyla felsefe yapılamazmış. Osmanlıca kelimeler olmadığı için mi? Yok canım.

Tesadüf, Erdoğan’ın bu sözleri ettiği ay, Milli Eğitim Şûrası “risk grubundaki öğrencileri” fişleyip polise ihbar etme kararı almış. Daha bu hafta, Karamanoğlu Üniversitesi’ndeki bir akademisyene 11 ay hapis cezası verildiğini okumuşuz. Siyaset Bilimci Elifhan Köse’nin suçu: Polisin başından vurarak öldürdüğü Berkin Elvan’ı anmak.

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir gelenektir: “Evet efendim” diyen beyinleri “hayır” diyenlere tercih ederler. Evet efendimciler ekseriyetle profesör, danışman; “hayır” diyenler sürgün, tutsak ya da faili meçhul olurlar: Devlet felsefesi!

Ne diyorduk? Felsefenin, düşüncenin gelişememesinin nedeni olarak Osmanlıca kelimelerin yokluğu. Erdoğan’a göre “Felsefe eğitiminde İngilizce, Almanca, Fransızca kelimeler kullanmak zorunda kalıyor“muşuz. Vah ki ne vah!

Erdoğan’ın başında olduğu AKP döneminde Türkiye’ye giren yabancı sermaye 140 milyar dolara ulaşmış. AKP özelleştirmeyi 150 kat çoğaltarak, İngiliz, Alman ve Fransız şirketlere satılan kamu mallarını 450 milyon dolara çıkarmış. Türkiye’de bugün 5000 Alman, 2500 İngiliz, 1300 Amerikan ve 1100 Fransız şirketi var. Koç, Sabancı, Zorlu ve türevlerinin ne kadar yerli olduğu konusunda ise herhangi bir tartışma olduğunu sanmıyorum: Uluslararası şirketlerin taşeronları, Türkiye kolları olarak işlev görüyorlar.

“Ara eleman ülkesiyiz”

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne varlıklarını sürdüren bu aç gözlü, işbirlikçiler sınıfının kendi kültürü, fikri olmadı. Önce Arap-Pers egemenlerine, sonra Bizansa, Fransız emperyalizmine, en son da ABD’ye ve Avrupa Birliği’ne hayran oldular. İşleri güçleri enfiye ve ayakkabı kutularını doldurmak, isyan eden halkı ezmek, sorgulayan aydınları, devrimcileri esir almaktı.

Emperyalistler kendi ülkelerine laboratuar ve araştırma merkezleri kurarken, bizimkine montaj atölyesi, serbest ticaret bölgesi ve askeri üsler kuruyordu. Sesleri çıkmadı, çünkü ağızlarını bir tomar parayla tıkamışlardı. Bakanlık düzeyine kadar yükselen bu kutuculardan biri “Şimdi Türkiye’nin konumu itibariyle biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ara teknik eleman ülkesiyiz biz” diyecek kadar emperyalizme teslim etmiş beynini.

Toprakları nasıl yağmaladılarsa, düşünce dünyamızı de öyle soyup soğana çevirdiler. Şimdi de suçu dile atıyorlar: Türkçenin yetersizlikleri! Tıpkı Kürt halkına on yıllarca zulüm edip, sonra “Kürtçe bilim dili değil” demeleri gibi.

Oysa düşüncenin önündeki engel dil engeli değil, faşizm engeli.

Felsefe ve bilim yapamayanlar faşizmin kadrolarıdır. Sizin gibi zalimlerden filozof değil olsa olsa demagog çıkar. Sizin yönettiğiniz akademilerde “Felsefeye Giriş” dersini Farabi verse ne fayda, intihalcileri seçer rektör diye atarsınız.

Halk Türkçede, Kürtçede ve Anadolu’da konuşulagelmiş bütün dillerde felsefe yaptı, yapacak. Hem Türkçeyle, Kürtçeyle sadece felsefe değil, devrim de yapılır. Göreceksiniz.


Bu yazı daha önce Gezite.org‘da yayımlandı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s