Kırşehir’e bir katliam okulu açıldı

us-vice-president-joeGeçen hafta, faşizmin Amerika’yı aslında kimin keşfettiği ve kadının fıtratının esasında ne olduğuna ilişkin sayıklamalarının arasında kaybolan önemli bir gelişme vardı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden İstanbul’a geldi. Türkiye devletinin yöneticileriyle yaptığı konuşmaların ardından, her yıl Suriye’ye karşı 2 bin kişinin Kırşehir’deki kamplarda eğitilmesi ve ABD tarafından donatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ekim ayında verdiği bir söyleşideyse Başbakan Davutoğlu “eğit-donat programı çoktan başladı” diyordu.

2000’lerin başından beri Irak ve Afganistan’da karşılaştığı direniş Amerikan emperyalizmi için sarsıcı oldu. Bunun göstergelerinden biri, 2004 yılında Irak ve Afganistan’dan gelen asker tabutlarının televizyonlarda gösterilmesine yasak konulmasıdır. Bu yasak ancak ABD’nin Irak’taki kontrolünün az çok sağlandığı 2009 yılında kaldırıldı.

Irak’ta 1 milyona yakın insanın işgalin bir sonucu olarak öldürülmesi sadece emperyalist barbarlığın değil, aynı zamanda “her şeye kadir” ABD’nin kontrolden çıkmışlığının da göstergesiydi. Emperyalizmin Irak ve Afganistan işgallerinden öğrendiği ders, kültürünü, geleneklerini, inancını bilmediği bir halkın toprağında barınmasının ne kadar zor olduğuydu.

Bu derslerin ışığında Ortadoğu stratejisinde bazı değişiklikler yapan emperyalizm, kontrol etmek istediği coğrafyalara doğrudan müdahale etmek yerine, işbirlikçi çeteler kullanmaya karar verdi.

Planlar değişti

ABD’nin bağımsız uluslara, devrimci mücadelelere karşı kendi ordusunu değil de, devşirme birlikleri kullanışı yeni değil. Emperyalizm Soğuk Savaş’ın hemen başında, 1946 yılında Panama’da “School of Americas” isimli bir kontrgerilla okulu açmış, bu okul 1980’lerde ABD’nin Georgia eyaletine taşınıncaya kadar 65 bin kişiye eğitim vermişti. Burada eğitim gören çeteler El Salvador, Guatemala, Nikaragua, Arjantin, Peru başta olmak üzere tüm Güney Amerika’ya ölüm saçmış, ulusal kurtuluş hareketlerini bastırmakta kullanılmışlardı.

ABD on yıldan fazla bir süredir devam eden katliamlarla  yıpranan meşruiyetini işte bu yöntemleri tekrar kullanarak geri kazanmak istiyor. Irak ve Afganistan’da edindiği ayaklanma bastırma yöntemlerini, Ortadoğu’daki işbirlikçi çetelere aktarmak istiyor. Kırşehir’deki eğitim kampının işlevi bu olacak.

Hatta bunun teorisi, ABD ordusu tarafından 2010 yılında yayımlanan “Konvansiyonel Olmayan Savaş Rehberi TC 18-01” isimli bir belgede özetleniyor.

Burada ABD’nin kontrol altına almak istediği bölgelerdeki isyancı güçlere nasıl baktığı, eğer bu güçler işbirliğine ve manipülasyona müsaitse onlara nasıl yaklaşmak gerektiği, nasıl eğitilecekleri ayrıntısıyla ele alınıyor. “Doğrudan destek” başlığı altında,

Genel savaş senaryolarında, ABD hükümetinin açıktan destek vermesinin fazla tartışma yaratmadığı durumlarda hükümetin desteği lojistik destek, eğitim ve tavsiyeyi de kapsayacak şekilde genişleyebilir. ABD’nin yardımı güvenli ya da ayaklanmacıların kontrolü altındaki çatışmasız bölgelerde danışman bulundurmak biçimini alabilir, komşu ülkeden destek verilebilir.

deniyor. Belli ki Kırşehir’de uygulanacak olan eğit-donat programı bu doğrultuda hazırlanmış.

Türkiye devletinin yöneticileri suça ortak oluyor

Böylesi kontrgerilla eğitimlerinin sonuçlarını tahmin etmek zor değil. School of Americas’ın açılmasıyla birlikte, Güney Amerika ülkelerinde darbeler birbirini izlemişti. Hatta bu darbelerin ardından iktidara gelen diktatörlerin 11’i bu okulun “mezunları”ydı.

Bugün Kırşehir’de, Ürdün’de, Katar’da IŞİD bahane edilerek meşrulaştırılan eğitimleri alan işbirlikçilerin yapacaklarını tahmin etmek zor değil. Önce yıllardır emperyalizmin saldırılarına direnen Suriye halklarını katletmeye girişecekler. Eğer Suriye’de başarılı olurlarsa, bunların sonraki duraklarının Lübnan, İran -eğer işbirliğine yanaşmazsa Kürdistan- ve Filistin gibi emperyalizme direnen topraklar olacağını tahmin etmek zor değil. Emperyalizm ve işbirlikçileri daha Panama’da işledikleri suçların hesabını vermemişken, aynı pisliği şimdi Ortadoğu’ya bulaştırmak istiyorlar.

Joe Biden’ın Türkiye’ye indiği gün, gazetelerin pek yer vermediği bir gelişme daha vardı. Halkın Hukuk Bürosu’ndan bir grup avukat, Kırşehir’deki katil yetiştirme kampı nedeniyle Türkiye devletinin yöneticileri aleyhinde suç duyurusu yaptılar.

Suç duyurusu metninde, TC Anayasası’nın 92. maddesine ve Türk Ceza Kanunu’nun 304. ve 306. maddelerine dayanarak devlet görevlileri hakkında soruşturma yapılıp, dava açılmasını istiyorlar. Özellikle TCK’nın 306. maddesi, Kırşehir’de olan bitenleri özetler nitelikte: “Türkiye devletini savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya o yabancı devlete karşı diğer hasmane hareketlerde bulunan…

Yargı kararlarını “saçmalık” diye bir kenara atmış, kendi hukukuna uymayı on yıllar önce bırakmış bir iktidarın avcunun içindeki bir yargı rejimi, elbette Halkın Hukuk Bürosu’nun bu duyurusuna sessiz kalacak.

Fakat zaten devrimci avukatların yaptığı suçlamalar hep iki dosya şeklinde hazırlanıyor: Biri düzenin adaletine, öbürü halkınkine teslim.


Bu yazı daha önce Gezite.org‘da yayımlandı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s