Kobanê Dersi: Özgürlük için savaşanlar yorulmaz

page_kurt-anneler-kobanenin-savunmasi-icin-silah-kusandi_651860497Kürt halkına boyun eğdirme sürecinin en yaygın savunmalarındandı yorgunluk. “Halk on yıllardır devam eden savaştan yoruldu“, deniyordu. İlk bakışta doğruydu da. Bu savaşta köyler mi yakılmamış, toplu mezarlar mı açılmamıştı.

Kurtuluşa kadar savaşmaktan bahsedenler, kaybedilen çocuklarının acısıyla yaşlanan anaların, yoksulluktan kırılan şehirlerin halini görmüyor muydu?

Savaş bir çıkmaz sokaktı.

Kobanê’deki halk direnişinin en önemli dersi bence bu: Bu direnişle birlikte yorgunluk iddiaları da, “silahlı mücadele dönemi” kapandı safsataları da çöl kumlarına karıştı. Eğer direnme iradesi net bir şekilde ortaya konulursa, düşmanın kim olduğu halka açıkça anlatılıp namlu ona doğrultulursa, halk yorulmak bir yana eskisinden daha büyük bir enerjiyle sarılıyor direnişe.

Devrimciler başından beri söylüyordu: Halklar özgürlük için savaşırken yorulmaz. Onları yoran şey net olmayan politikalardır. Bu politikalar gün oluyor çatık kaşla “büyük halk savaşına hazırlanın” diyor, ertesi hafta “önemli dönüşümlerin eşiğindeyiz, silahlı mücadele dönemi kapandı” diye bağırıyorsa, halkın kafası karışır, yorulur, düzen politikacılarıyla kendi politikacıları arasındaki farkı ayıramaz olur, apolitikleşir.

Böylesi ayak oyunlarının bir bedeli olacaktı. Kürt halkı süreçle oyalanırken, emperyalistler ve faşist devlet boş durmadı. Kürdistan’da kendilerine sağlanan emniyet ortamından yararlanıp, kalekollar dikmeye giriştiler. Binlerce gericiyi Suriye halklarına karşı silahlandırdılar. Kürt halkı için bir zamanlar “cephe gerisi” olan yerler, şimdi yanıp kavruluyor.

Emperyalist düzenin doğası bu

Bir yerde ötelenen savaş, mutlaka bir başka yerde patlak veriyor. Mücadele ertelendikçe vahşetin, barbarlığın boyutu büyüyor. “Barış süreci” diyerek düşmana kazandırdığın zaman, daha büyük ölümlerin hazırlığı oluyor. Halkların savaşmaktan yorulmak gibi bir lüksü yok.

Kobanê’yi bir an için bırakıp kendimize dönelim: 24 saat içinde Türkiye’nin 6 şehrinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş. Tanklar ve asker postalları Kürt halkının sokaklarını çiğniyor. Tarih oldu sanılan kontracılar polisle, askerle yan yana durup halka kurşun sıkıyor. Hani “artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun” noktasındaydık? Meğer devlet savaş hazırlıklarını hiç elden bırakmamış.

İki gündür Türkiye’yi kasıp kavuran eylemlerin gösterdiği bir başka gerçek daha var: Tüm demokratikleşme yalanlarına rağmen faşist devlet halklara yönelik planlarında bir adım bile gerilememiş. Halkı bastırmaya, kanunsuz sokağa çıkma yasakları ilan etmeye, gerekirse sokak ortasında insan vurmaya hazır. Kendi krizinin büyüdüğünün bilincinde, daha büyük savaşlara hazırlanıyor.

Ortak paydamız halk olmak

Üstelik bu hazırlıklar yalnızca Kürt halkına karşı değil. Gericileşen eğitim sistemi yalnızca Kürtleri mi ilgilendiriyor? Ya işsizlikten, açlıktan ya da madende zehirli gazdan ölme özgürlüğünün bu kadar yaygınlaşması sadece Kürtlerin sorunu mu? Bugün İstanbul’da, Ankara’da, Diyarbakır’da devrimcilerin üzerine saldıran İslamcı faşistler, yarın senin kapına dayanmayacak mı?

Şimdi belki Kobanê’deki yangını, Diyarbakır’daki sokağa çıkma yasağını uzaktan izliyorsun. Ciğerini dağlayan biber gazının acısını hangi ara unuttun da öfken yatıştı bilmiyorum. Ama Kürt hareketinin yaptığı hatayı sen yapma: Emperyalizme, bir halkın ezilmesine ses çıkarmadığın her dakika senin felaketin yaklaşıyor.


* Bu yazı dün Gezite.org‘da yayımlandı. Bize yazın, takibe alın:

Twitter: @gezite
Facebook: gezite.org

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s