Fraksiyon’dan Ayrıldım – Ayrıldık

Belki bazı okurlar bilmiyordu, uzun bir süredir Fraksiyon.org (önceden Haber Fabrikası) adlı internet sitesi için yazılar yazıyordum. Tam olarak ne olduğunu anlayamadan, bir gece ansızın gelen bir sansürleme ve darbe girişimine bir tepki olarak buradan toplu olarak ayrıldık.

Yazılarımızı da kaldırdık.

Her şey Cephe’nin Sarıgazi’de fuhuş yaptıran bir kadını cezalandırdığını açıklamasının ardından başladı. Haber üzerine sosyal medyada devrimcilere karşı bir linç harekatı başlayınca, Barış Yıldırım [yazilama.net] bu lincin temel dayanağı olarak kullanılan “seks işçisi” kavramını eleştiren bir yazı yazdı ve siteye koydu.

Fraksiyon’un yayın çizgisi sebep gösterilerek, şimdiye kadar uygulanmayan editöryel tartışma yöntemi Barış’ın yazısını engellemek için devreye sokuluverdi. Biz de yazı engellemenin çözüm olmadığını söyledik. Demokratik yöntem, yazarın bağımsızlığına saygı duyarak, sol fikir dairesinde kalan yazıları karşı yazılarla yanıtlamaktır, dedik.

Bir süre sonra yazı kaldırıldı, bizim bilmediğimiz bir “tartışma süreciyle” Barış’ın editörlük yetkileri elinden alındı. Biz bunun bir darbe ve sansür girişimi olduğunu söyledik. Fraksiyon “bu yazı bizim platform olarak görüşümüzü ifade etmemektedir” diye açıklama yapabilir, yazarından bunun son yazısı olmasını talep ederek ona yol verebilir, ancak yazıyı yayından kaldıramazdı.

Derhal atılan bu adımların geri alınıp özeleştiri verilmesini, aksi takdirde ayrılacağımızı söyledik. Cevap olarak da artık anlaşmanın mümkün olmadığı, ortaklaşma zemininin yitirildiği, gerekenin yapılacağı söylenerek tasfiyemiz tamamlandı.

Ardından Murat Can Yağbasan, Emrah Zıraman, Süleyman Altunoğlu, Okşan Dede, Sinan Akkuş, Ioannis Kronos, Mesut Örs, Mehmet Çelebi, Ulaş Denkli de protesto olarak yazılarını Fraksiyon’dan çektiler. Fraksiyon [http://fraksiyon.org/fraksiyon-onemli-aciklama/] yanıtını yayımladı. Sonra da gerçeklerin çarpıtıldığı, sansürün kılıfına uydurulduğu bir açıklama daha geldi: “Sansür, Darbe, İlke”

Barış’ın tartışmaya konu olan yazısı burada: “Seks işçileri” kimlerdir ve bazı solcular köleliği neden savunur?

Fraksiyon.org’dan geriye kalanların yaptığı açıklamaların gerçek dışılığını görmek, olayı ayrıntılarıyla bilmek istiyorsanız, Barış olanları adım adım açıklayan uzun bir yazı daha yazdı: Bazı Fraksiyon.org editörlerinin mini-18-Brumaire’i.

Barış’ın bu son yazısında ileri sürdüğü taleplerin arkasındayım, kendi okurlarımı da buna tepki göstermeye davet ediyorum:

Hem yazarlar, hem okurlar, Fraksiyon’a el koyan grubu

  • Bir yazıyı sansürleyerek yayımdan çektikleri için,
  • Bunu yaparken yazarını da binlerce okuru da bilgilendirme zahmetine girmedikleri için,
  • Gizli toplantılarla bir editörün admin haklarını gasp ettikleri için,
  • Koordinasyon grubundaki tartışma iletilerini suçlarını gizleme telaşıyla sildikleri için,
  • Yazarın açık talebine rağmen yazılarını saatlerce gayrimeşru olarak sitede tuttukları için,
  • Önemli Açıklama metninde ve sosyal medyada düpedüz yalan söyleyerek okurları kasıtlı biçimde yanlış yönlendirdikleri için,
  • Katkı sunan herkese ait olan bir kolektife gayrimeşru yollardan el koyarak zimmetlerine geçirdikleri için,
    -ama en önemlisi-
  • Fraksiyon gibi devrimci düşünce coğrafyasına kan taşıyan önemli bir mecrayı sansür ve darbe lekesiyle kirlettikleri için

özeleştiriye çağırmalıdır.


Tartışma hakkını savunmaktan, tartışmaya vakit kalmadı

Bir devrimci örgüt mahallede kanun koyabilir, uymayanları cezalandırabilir mi? Bu cezanın meşru sınırları ne olabilir? Sırf ezilen sınıfın, cinsiyetin, ulusun bir üyesi diye cezadan muaf olabilir mi? Suç sadece toplumsal mı, yoksa bireyin rolünden de söz edilebilir mi?

Fahişelik kadına yönelik şiddetin bir biçimi mi? Cezalandırılması gerekenler fuhşa itilenler mi, fahişe tutanlar mı?

Herkesin radikal olup, marjinalliğe övgüler düzdüğü, ama kimsenin böylesi fikirleri sonuna kadar çarpıştırmadığı çölleşmiş bir fikir ortamındayız. Ya bize ne derler, şöyle mi sanarlar, böyle mi görürler? El titremeden yaptığı sansür, katılmadığı fikirlere duyduğu hınç her şeyi çoktan karşıtına dönüştürmüş. “İlkelilik“, “kolektivizm” de buna dahil.

Ama bize yılgınlık yok. Düşüncelerimi, çalışmalarımı buradan aktarmaya devam edeceğim.

İnsanların kül olup havaya savrulduğu bu yoğun gündemde daha coşkulu ve iyi haberler gerekirdi. Zamanınızı böyle bir şeyle almış olduk. Kusura bakmayın.

Advertisements

2 thoughts on “Fraksiyon’dan Ayrıldım – Ayrıldık

  1. Barış Yıldırım says:

    Reblogged this on Yazılama and commented:
    Eren Buğlalılar açıklamış: Fraksiyon.org’dan Ayrıldım – Ayrıldık”

    “Tartışma hakkını savunmaktan, tartışmaya vakit kalmaması”nı, “Herkesin radikal olup, marjinalliğe övgüler düzdüğü, ama kimsenin böylesi fikirleri sonuna kadar çarpıştırmadığı çölleşmiş fikir ortamımızı” yazmış. “Birden ortaya çıkıveren sıfır kilometre yayın ilkeleri”ni anlatmış.

    Hukuk tekniği açısından katılmadığım bir tezi de var. Diyor ki dostum:

    – “Fraksiyon’un yayın çizgisi sebep gösterilerek, şimdiye kadar uygulanmayan editöryel tartışma yöntemi Barış’ın yazısını engellemek için devreye sokuluverdi. … Bir süre sonra yazı kaldırıldı, bizim bilmediğimiz bir “tartışma süreciyle” Barış’ın editörlük yetkileri elinden alındı. Biz bunun bir darbe ve sansür girişimi olduğunu söyledik. Fraksiyon ‘bu yazı bizim platform olarak görüşümüzü ifade etmemektedir’ diye açıklama yapabilir, yazarından bunun son yazısı olmasını talep ederek ona yol verebilir, ancak yazıyı yayından kaldıramazdı.”

    Bu söylediği bir şirket için doğru olabilir. Ama Fraksiyon Dayanışma Ağı bir kolektiftir, bir üyesinin kolektiflik hakkını ancak çok ciddi bir usulü takip ederek elinden alabilir. Bu usuller ne yazık ki hiç tarif edilmedi, defalarca uyarmamıza rağmen. Aslında kolektiften tasfiye edilen ben ve ayrılan Murat Can’la birlikte Eren, sansürü ve darbeyi aktif olarak destekleyen birkaç kişiye göre çok da “azınlık” değil.

    Fraksiyon’un yapabileceği tek açıklama: “Yazarlarımızın hiçbir görüşü bu platformun görüşü değildir” demek olurdu ki bunu defalarca söyledik zaten. Ardından keyfi kararlar alınabilsin diye bilinçli olarak şekilsiz bırakılmış yapıya bir şekil verir, birini tasfiye edecekse de verilen şekle göre ederdi.

    Şimdi hukukun temel sorunlarından birine geldik: Kurucu ilkeleri olmayan bir yapıya pseudo-kurucu-ilkeler, yani adeta anayasa gibi davranacak bazı “a posteriori” ilkeler nasıl verilebilir. Yöntemi yok değil, bulunurdu, yeter ki insanlar bir kolektifi mülklerine geçirmek istemesinler.

    • Haklısın Barış. Madem bu bir kolektifti, kimse onu kendi mülkünde görmemeliydi. Kimse gizli toplantılarla moderatörlük kaldırma kararı almamalıydı. Bu durumda kimse kimseye yol gösterme hakkını da kendinde görmemeli.

      Şimdi, HDP’nin Okmeydanı, Gazi ve Nurtepe’deki saldırılarından sonra bu olan bitenlere bir boyut daha eklendi: Düzen solunun fuhuş yaptıranların cezalandırılmasını bir linç harekatına çevirmesi, daha sonra yapılan fiziki saldırılara bir hazırlık işlevi gördü.

      Bizi susturanlar, bu lince karşı çıkmamızı da engellemiş oldular. Bravo onlara.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s