Sütaş Direnişi ve Burjuvazinin Kini

Ülke kutsal kitaplardaki kıyamet alametlerinin tümüne sahip. Deccal sınıfı, insani değerlerini fırlatıp atması karşılığında muazzam kar oranlarına ulaşmış. Yaşamı mümkün kılan emekçilerin hesabınaysa güvencesizlik, aşağılanma ve hayvan pisliği düşüyor.

Muharrem Yılmaz da bu deccal sınıfın bir üyesi, Sütaş isimli gıda tekelinin başı. 2005 yılında babası ölünce şirketi devralmış. Büyük patron olmuş.

Patronlar düzeni nasıl Çalıkları, Albayrakları sevdiyse, Yılmazlara da yürü ya kulum demiş: İstanbul Sanayi Odası’nın verilerine göre Sütaş 1995 yılında Türkiye’nin en büyük 420.; AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılında 122. 2011 yılında 67., 2012 yılında 56. şirketi haline gelmiş.

Ticari zeka mı? İşi bilmek mi? Yoksa Soma’nın katili Alp Gürkan’ın dediği gibi “özel sektörün çalışma tarzı” mı devreye girmiş?

Sütaş’ın Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasına girdiği yıl, Türkiye’de 8 milyon ücretli işçi vardı ve bunların 1.2 milyonu sendikalıydı. Sütaş’ın zenginleştiği dönemde işçi sayısı ikiye katlanıp 16 milyon oldu ama, sendikalı işçi sayısı 900 binlere kadar geriledi.

TÜSİAD ve AKP’nin en karlı yatırımı: Devrimcileri bastırmak, sendikacıları sindirmek, satın almak ve 70 milyon halkı din istismarıyla modern köle yapmak. Sonunda 15 milyon güvencesiz ve örgütsüz işçinin eti, kanı, teri en büyük hammadde olmuş bunlara.

İster madene sokarsın, ister fabrikanda işe koşarsın, limon gibi sıkılıp suyu çıkınca tekmeyi basarsın, al deyip atmışlar sermayenin önüne. Bütün ülkeyi üstü açık bir amele pazarına dönüştürmüşler. İşte deccal sınıfın büyümesinin sırrı.

Artık emek öyle değersiz, işçi o kadar nefret edilecek bir maliyet kalemi olmuş ki bunlar için, insanlık sınırları dışına vizesiz çıkabiliyorlar. İşten attığı 26 işçi direnişe başlayınca, Muharrem Yılmaz masraftan kaçınmayıp fabrikanın önündeki direniş alanına 13 ton sıvılaştırılmış hayvan pisliği döktürmüş. Sonra bu pisliği yine işçilerine temizletmiş.

Nedir bu? 18. yüzyıldan kalma bir köle plantasyonu manzarası mı, ekstrem bir burjuva eğlencesi mi? Gündelik ilişkilerimizde buna benzer insanlara denk gelsek, anti-sosyal kişilik bozukluğu teşhisi koyar, onları arkadaş çevremizden uzakta tutardık. Fakat şimdi toplumun en saygın insanları muamelesi görüyor bu deccal sınıfı.

Şu sınıf kinine ve bu kinin nasıl eyleme geçtiğine bir bakın. Şiddetin en kahpe biçimlerini bulup uyguluyorlar. Sadece direnişi engellemek değil amaç. O on üç ton sıvılaştırılmış hayvan dışkısı emekçiyi aşağılamak, hiçleştirmek için de döküldü direniş alanına.

Olay açığa çıkınca TÜSİAD başkanlığından istifa etmiş Yılmaz. Halbuki hem şirketinin hem başkanlığını yaptığı kurumun, hem de ait olduğu deccal sınıfının tarihi itibariyle TÜSİAD başkanlığına en layık isim olduğunu çoktan kanıtladı benim gözümde.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s