Mezarsızlar Ülkesi

Mezarının yerini bilmediklerimizden biri de İspanyol yazar Frederico Garcia Lorca’dır. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İçim eziliyor Lorca/İçim eziliyor/İçimde kıvırcık saçlı bir çocuk/Kurşuna diziliyor” dediği şairdi o. 1936 yılının Ağustos ayında İspanyol faşistleri tarafından Granada’da tutuklandı, ertesi gün vurdular. Son isteğini sormuşlar mıydı?

İnfaz emrini verenler, acaba onun dizelerini okumuş olsalardı, hiç olmazsa bir mezar taşı koyarlar mıydı başının ucuna? Saçmalık. Şiir dostlar içindir, faşistin yüreğine, beynine işlemez. Şairler, beni dinleyin! Kitaplığınızda bir tabancalık yer açın.

70 bin Lorca. Yerin altı boyunca uzanan 70 bin nüfuslu bir mezarsızlar ülkesi. Kolombiya. İspanya’nın sadece dilini değil, faşizmini de devraldı. Diğer Güney Amerika ülkelerinden farkı, tarihinde hiç askeri diktatörlük dönemi yaşamamış olmasında. Fakat haki üniformalıların yokluğunu takım elbiseliler hiç hissettirmedi. Kolombiya devleti, devrimcilere ve halka karşı açtığı 50 yıllık savaşta, 70 bin insanı kaybetti, yaklaşık 6 milyon insanı köylerinden, kasabalarından sürdü. Kolombiya başka alanlarda değilse bile, kayıpları ve sürgünleri bakımından bir ‘dünya lideri’.

Kolombiyalı Avukat Rommel Durán Castellanos, ülkesindeki zulmü böyle anlatıyor. 3 günde bir sendikacı öldürülüyor Kolombiya’da, 1991 yılından beri 400’den fazla avukatın cenazesi meslektaşlarının omuzlarında taşınmış. Kolombiya’nın şehirleri ve dağları faşist rejim için sezonun hiç kapanmadığı bir insan avı merkezi gibi.

Fakat geçen seneden beri avcılarla avlarını barıştırmaya çalışıyorlar. Rejimin pervasızlığına karşı silahla mücadele eden FARC-EP ile Kolombiya devletinin temsilcileri, güya, ülkedeki çatışmaların durması için görüşme yapıyor. “Eğer hükümet etkili bir dönüşüm gerçekleştirirse, barış umudu var” diyor FARC-EP’nin sözcüleri.

Avukat Castellanos ise pek umutlu görünmüyor. Ülkedeki sorunlar müzakere ya da ‘karşılıklı anlayış’ eksikliğinden kaynaklanmıyordu ki, müzakereyle çözülsün. “Ülkedeki çatışma yapısal bir sorun” diyor Kolombiyalı avukat, “fakat buna rağmen barış görüşmelerinde ülkedeki eşitsizlik, ordunun yaptığı katliamlar ve hakim ekonomik model tartışılmadı bile”.

Göstermelik bir toprak reformu uzlaşması dışında, hayır tartışılmadı. Aksine Kolombiya devleti askeri harcamalarını kat be kat çoğalttı. Son 4 yıllık yatırım planına göre Kolombiya askeri bütçesini %11 oranında arttırdı. Devlet başkanı Santos iki sene önce 1 milyar dolar ayırıp orduyu yeni ağır silahlar ve zırhlı araçlarla donattı.

ABD emperyalizminin bölgedeki en güvenilir işbirlikçilerinden biri Kolombiya. Nice cinayette suç ortaklığı yaptılar. Hapishane işine birlikte gireceklerdi şüphesiz. 2000 yılında, (Tesadüf olmayan bir şekilde Türkiye’deki F-Tipleriyle eş zamanlı olarak) Kolombiya Adalet Bakanı ABD ile bir anlaşma imzalayarak “Hapishane Sisteminin İyileştirilmesi Programı”nı başlattı. ABD’nin ilgili kuruluşlarından alınan destek sayesinde Amerikan tipi 16 yüksek güvenlikli yeni hapishane inşa edildi ve böylece hapishanelerin kapasitesi %40 arttırıldı.

Bugün Kolombiya’nın toplam 75 bin kapasiteli 142 hapishanesinde, 116 binden fazla tutuklu insan var. Tümü de giderek ağırlaşan, askerileşen bir hapishane rejiminin pençesinde. Görünüşe bakılırsa, emperyalizmin hapishane programı müteahhitleri sevindiren ama halkın bir yararını göremeyeceği yatırımlar olmuş. Hep öyle olmaz mı zaten?

Kolombiya’da bu olup bitenlere bakınca, kendi kendime söylendim: Ne kadar çok birbirine benziyor halklar. Zalimler birbirinin aynı da ondan mı? Türkiye’de de Kolombiya’dakine benzeyen bir boyun eğdirme sürecinden geçiyoruz. Adına ‘barış/çözüm süreci’ diyorlar, hep güzel isimler bulurlar zaten. Ama bu süreç ne hikmetse binlerce insanın tutuklanmasıyla başladı; polise ağır silah alma yetkisinin verilmesiyle ve özel harekatçıların sayısının 15 bine çıkarılmasıyla devam etti. Faşist iktidar yeni hapishaneler açacağının müjdesini veriyor: Birkaç yıl içinde 200 yeni hapishane, beton zulümhane Türkiye’nin dört bir yanında yükselecek. Kendileri değil, yine biz atılacağız içlerine.

Cinayet ortada, cesetten hala kan sızıyor. Ama sırıtkan katiller her yerde yüzümüze bakıp, ellerini uzatıyorlar bize: Gel anlaşalım. Hayır… Şairlerin ve halkların düşmanlarıyla el sıkışmayız biz. Sizinle uzlaşırsak, bir daha mezarsız Lorca’nın tek bir mısrasını bile kendimizden utanmadan okuyamayız çünkü.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s