Zulüm Düzeni Böyle Yıkıldı: Nikaragua Devrimi

Fotoğraf: Susan Meiselas | susanmeiselas.com

Fotoğraf: Susan Meiselas | susanmeiselas.com

Cinayeti hobi edinmiş bir polis teşkilatı. Yalancılık ve çürümüşlük timsali yöneticiler. İşadamları ve emperyalizmle el ele verip bütün ülkeyi yağmalamaya yemin etmiş bir iktidar. Ve bir depremin yıktığı çürük binaların altında kalıp ölen binlerce yoksul insan. 1979 yılındaki devrimden önce Nikaragua’da durum işte böyleydi.

Nikaragua bir Orta Amerika ülkesidir. Ülke 1909 yılında ABD tarafından işgal edildi ve 1933 yılına kadar da ABD’nin güdümündeki toprak ağaları tarafından yönetildi. ABD o yıl ordusunu Nikaragua’dan çekti ve iktidarı göstermelik bir jestle Anastasio Somoza isimli bir başka işbirlikçisine bıraktı.

Nikaragua artık “bağımsız” bir ülkeydi.

Continue reading

Advertisements

Low-Cost Mass Graves for the Working Class: Miners Massacre in Turkey

Wounded workers are rescued as Minister of Energy and other authorities honoured them with their presence.

A mine explosion has just claimed the lives, as of the latest count, of almost 300 workers in Turkey. This event added another link to the long chain of massacres that has taken place during the rule of the Adalet ve Kalkınma Partisi (Justice and Development Party, AKP) government. Leaving hundreds of workers dead and injured, the massacre has brought grief to the rest of the population, whose sharp anger was already directed toward the government.

The explosion took place in a mining site located in Soma town of Manisa, a city in western Turkey. Formerly a national, state-owned property, the mines were privatized in 2005 by the DG of Turkish Coal, with the operating rights of the mines transferred into a company called Soma Coal.

Continue reading

Soma Massacre in Turkey: Notes from the Day 3

Hundreds of graves are dug in Soma for the miners.

Hundreds of graves are dug in Soma for the miners.

Capitalism killed hundreds of workers in the mines of Soma. The number of the dead bodies recovered from the dark tunnels reached up to 282.

There is one single agenda for the newspapers, TV channels and in the social media in Turkey today. Interestingly, The Times was ahead of the Turkish press in giving a clearer picture of what happened in the mine. Here is the diagram:

Soma_Times_Diagram

Massacre and Literature: Prime Minister’s Visit

On the second day of the massacre, Prime Minister came to the town to give one of his speeches full of religious references and he called for patience. His speech revolved around a simple idea that the global history of mining was full of disasters:

In England, 204 miners died after a landslide in 1862, 361 miners died in 1866 and 290 miners died after an explosion in 1894,” Erdogan said. “The most deadly mine accident occurred in France in 1906 where 1,099 miners died. More recently, 687 miners died in Japan in 1914. In China, 1,549 miners died after a mixture of gas and coal poisoned them in 1942. Again in China, 684 miners died in 1960. And a mine gas explosion resulted in the death of 458 miners in Japan in 1963. … In the United States, too, which has the most advanced technology, 361 miners died in 1907… There is something called work accident in the literature.

Continue reading

2013’te Okunup Akılda Yer Eden Kitaplar (Liste)

Fidel Castro, 1957

Fidel Castro, 1957

2013 yılı biterken, arkadaşlarıma o yıl okudukları ve en kafa açıcı buldukları kitapların ne olduğunu sormuştum. Verdikleri yanıtlardan, elimde yaklaşık 25 kitaplık bir liste kaldı. Listenin düzenlenmiş halini aşağıya koyuyorum. Yanında yıldız olanlar benim okuyup beğendiklerim:

Marksizm

☆Derleme. Çözüm: Seçme Yazılar. Haziran Yayınları.
David Harvey. Asi Şehirler. Metis Yayınları, 2013.
Derek Sayer. Soyutlamanın Şiddeti. Habitus Kitap, 2012.
Gyorgy Lukacs. Tarih ve Sınıf Bilinci. Belge Yayınları.
Henri Lefebvre. Gündelik Hayatın Eleştirisi. Sel Yayıncılık, 2012.

Beşeri Neşriyat

Amy Singer. İyilik Yap Denize At. Kitap Yayınevi, 2012.
☆David Eaglemann. Incognito: Beynin Gizli Yaşamı. Domingo Yayınevi, 2013.
☆Franco Moretti. Bourgeois. Verso Books, 2013.
Jean Pierre Vernant. Eski Yunan’da Mit ve Tragedya. Kabalcı Yayınevi, 2012.
Jean-Michel Lafleur. Transnational Politics and the State: The External Voting Rights of Diasporas. Routledge, 2013.
Pierre Clastres. Devlete Karşı Toplum. Ayrıntı Yayınları, 2000.
☆Roy A. Rappaport. Ritual and Religion in the Making of Humanity. Cambridge University Press, 1999.
Stephen Kern. Nedenselliğin Kültürel Tarihi. Metis Yayınları, 2008.
Terry Eagleton. Tatlı Şiddet. Ayrıntı Yayınları, 2012

Kadın

Clarissa P. Estes. Kurtlarla Koşan Kadınlar. Ayrıntı Yayınları, 2003.

Roman / Hikaye

Ayhan Geçgin. Son Adım. Metis Yayıncılık, 2011.
☆Ercan Kesal. Peri Gazozu. İletişim Yayınevi, 2013.
Haruki Murakami. 1Q84. Doğan Kitap, 2012.
Hasan Hüseyin Toptaş. Heba. İletişim Yayınevi, 2013.
Leyla Erbil. Tuhaf Bir Erkek. İş Bankası Yayınları, 2013.
Yalçın Tosun. Peruk Gibi Hüzünlü. Yapı Kredi Yayınları, 2011.

Yazarlık

☆Anne Lamont. Bird by Bird. Bantam Doubleday Dell Publishing Group, 1980.
Nihan Kaya. Yazma Cesareti. Ayrıntı Yayınları, 2013.

Yalan Mühendisliğinin İncelikleri

Nazi propagandası

Nazi Propaganda Bakanı Goebbels tarafından 1929 yılında yazılan “Şu Kahrolası Naziler” başlıklı bir broşürden alınan görüntü. Çıkar çevreleri ve uluslararası güçler Almanya’ya zulmederken Nazilerin elleri kolları bağlanmış.

Geçen sene İletişim Yayınları’ndan yeni bir kitap çıktı: LTI: Nasyonal Sosyalizmin Dili. Kitabın yazarı Nazilerin iktidarda olduğu dönem (1933-1945) boyunca Almanya’da yaşamış bir Yahudi dilbilimci olan Victor Klemperer.

Tüm bu dönemi ülkeyi terketmeyip, saklanarak ve uzmanlık alanıyla ilgisiz işlerde çalışarak geçirmiş Klemperer. Ama bir yandan da faşist propagandanın nasıl gerçeğin üzerini örttüğünü de adım adım gözlemlemiş ve günlük şeklinde yazmış.

Yalan İhtiyacı

Klemperer günlük notlarından birinde, “maaşımdan gönüllü kış yardımı kestiler” demiş. Oysa “bu yardımı yapmaya gönüllü müsün? diye sormamış kimse ona. Bu esasında düpedüz bir vergi, ama Naziler onu ‘gönüllü kış yardımı’ diye sunarak, sözcüklerin yarattığı duygulanımı kullanıyorlar:

Vergi yerine yardım: Milli cemaat olmanın bir parçası bu da. Üçüncü Reich’ın jargonu duygusallaştırıcı bir jargon…

Bu jargon tanıdık. AKP’nin “şefkat kart” uygulamasını hatırlayın.

Kitap ilerledikçe, Nazi propagandası ile AKP’nin yaptığı propagandalar arasındaki şaşırtıcı benzerlikler ortaya çıkıyor. Örneğin Klemperer, 10 Kasım 1933 tarihinde Hitler’in bir konuşmasını dinledikten sonra yine not düşmüş:

İlk defa onun bir konuşmasını baştan sona dinledim, izlenimim esasen öncekilerle aynı. Çoğun ölçüsüz öfkeli, fazla bağıran, boğuk bir ses… Barış vaaz eden o, barıştan yana olan o, Almanya’nın ‘evet’ini [kendisine oy vermesini] kişisel hırsından ötürü değil, sadece barışı korumak için istiyor, karları uğruna milyonluk milletleri birbirine karşı kışkırtmaktan ar etmeyen köksüz bir uluslararası kliğin darbelerine karşı (s. 51).

Bir başka tanıdık yalan. Vesayetler, paralel yapılar, faiz lobisi, porno lobisi gibi. Milli iradeye göz koyanlar, şımaranlar gibi. Ve her zaman bir şekilde mağdur olan AKP iktidarı. Oysa tek istediği şey var bu partinin:

Continue reading

My Infoaut.org Interview on Gezi Uprising in Turkey

Haziran 2013 - Taksim

[In March, Italian comrades from Infoaut.org interviewed me about the recent situation in Turkey after the June Uprising. Below are the questions and my answers.]

1) How the Gezi uprising could represent an event in continuity with past social movement in Turkey and what are the most important novelties affecting the society after this phenomenon?

During and after the Gezi Uprising, or the June Uprising as we sometimes say, many comments were made by some intellectuals and columnists, indicating that this uprising meant a complete break from the former historical movements in the country.

This half-baked argument was an attempt to isolate the mass of the protesters from the socialists and from their tradition of resistance that dominates the history of popular uprisings in Turkey with its important days, historical figures and symbols. And after the Uprising, we have seen other attempts to back this argument with so-called ‘social-class analyses’ that limited the scope of uprising with Gezi Park and the protesters with mainly from those of petit-bourgeois origin.

It would be enough, however, to remember that by 2007 radical socialist organizations renounced the government ban on Taksim Square and declared that they will celebrate the May Day there from then on at any cost. After struggling for 3 years to break the siege, the AKP government was eventually defeated and forced to abandon the Square in 2010.

Continue reading

AKP’nin Suç Ortakları ve Berkin Elvan

12 yaşındayken 13 kurşunla öldürülenimiz olmuştu. 15’inde bir gencin, 16 kiloya erimişken bile ölüme direnebileceğini söyleseler inanmazdım. Berkin giderken, geriye onun anısı etrafında tekrar bir halk olan milyonlarca insan bıraktı.

Bir halk olmaya başlamak önemli. Çünkü bir süre öncesine kadar aynı toprağı paylaşan, aynı şeylere üzülüp sevinebilen insanlar değil de, aynı apartmanda yaşayan yabancılar gibiydik. Tek tek hepimizin bir kişisel tarihi vardı, ama toplumsal tarihimizi yazsın diye kalemi başkalarının eline vermiştik.

Şimdi Haziran’dan beri “bu daha başlangıç” diye birlikte slogan atıyor, şehitleri omuzlarımızda taşırken diş biliyoruz. Galiba giderek de kalabalıklaşıyoruz. Başka zaman dönüp yüzümüze bakmayanlar, gücümüz karşısında şimdi ‘bizden’ olmaya çalışıyorlar. Berkin’imiz ölüyor, aceleyle bir maske takıp dönüyorlar: ‘Bakın, biz de sizinle birlikte üzülüyoruz’.

Peki biz onları aramıza alacak mıyız?

TÜSİAD’ın Elinde Kaç İşçinin Kanı Var?

Continue reading