Kimyasal AKP

“Şöyle bahçe ilaçlanmasında kullanılanlar gibi bir boru içinde katı uhu gibi yapışkan bir madde püskürttüler üzerimize. Bu madde yapıştı elbiselerimizden tenimize işledi… Gözlerimizi açamadık. Vücudumuzdaki sızı günlerce geçmedi. Nasıl anlatsam herhalde kezzap gibi bir şeydi bu, derimizi parçalıyordu.”


Bunlar İsrail’in kimyasal silahlarla yaptığı saldırının ardından yaralanan bir Filistinlinin ifadeleri değil.
Olay Türkiye’de, ülkemizde geçiyor ve yaşları 17 ile 22 arasında değişen gençlere karşı, yapışkan ve cildi yakan bu kimyasal silahı kullanan AKP’nin polisinin ta kendisi.

Gençlerin suçları ise ağır: “Parasız eğitim, sınavsız gelecek” istemek, bunun için sokağa çıkmak. Daha önce parasız eğitim isteme gafletinde bulunanlar on yıllara varan hapis cezalarına çarptırılmıştı; bu ağır suçu işlediği için halen yargılanan gençler var.

Temel eğitimini ABD ve İsrailli uzmanlardan alan AKP’nin polisi, şimdi yine bu ülkelerden ithal ettiği kimyasal sıvılarla gençlerimize sokak ortasında işkence yapıyor. Bu işkenceyi şöyle anlatıyor bir genç:

“Gaz şerbet kıvamındaydı, dokunduğu yeri uyuşturuyor, vücuda yapışıyordu, nefes darlığı yaratıyor. Gazdan sonra da beni ambulans ile Haseki Hastanesi’ne götürdüler, bu kimyasal gaz aşırı yanma hissi yaratıyor, gece uyutmuyor, güneş altında deri kabarıyor, yıkama ile çıkmıyor, süt ile çıkmıyor, üzerinden iki gün geçmesine rağmen hala yanıyorum.”

Şaşırtıcı değil, çünkü AKP devlet terörü alanında pek çok ilki uygulamış bir iktidar. Teknolojiyi de yakından takip ediyor. Birkaç ay önce polise demir coplar alınmış ve vicdanlarını görev duygusuyla törpülemiş etmiş polisler, televizyonlarda bu copların faydalarını anlatan haberlere konu olmuşlardı:

Daha sonra “Sessiz Bekçi” adı verilen ve hakkını arayan kitlenin üzerine mikrodalga vererek, insanların tenini yakan araçlar satın alındığını öğrendik.

Demokratik eylem yapanların yüzüne gözüne şerbet kıvamlı kimyasal gazlar sıkılarak müdahale edilmesi ise AKP’nin bir başka ilki oldu. Durmak yok: halka sıfır tolerans, işkenceye devam.

Fakat bu kimyasal terör işinin AKP iktidarını çok hayıflandıracak bir başka yönü var. Türkiye’de halka ve devrimcilere karşı kimyasal gaz kullanan ilk iktidar, ne yazık ki, AKP değil.

Tarih ilginç tekrarlar, kesişimlerle dolu.

AKP’nin polisi İstanbul’da devrimci gençlerin üzerine ABD/İsrail yapımı kimyasal bulamaçlar fışkırtırken, yargısı bir başka davanın peşindeydi. Dava, ülkede ilk kez kimyasal silahın kullanılarak insanların diri diri yakıldığı Ümraniye Katliamı davasıydı. Katliama tanıklık eden tutsakların anlattığına göre, 19 Aralık 2000 tarihinde başlayan ve 28 devrimcinin katledildiği “Tufan Operasyonu”nda kullanılan bu kimyasallar, insanların etini parça parça eritiyor ama elbiselere zarar vermiyordu.

Bu kimyasal bombaların ne olduğunu katliamdan ancak 8 sene sonra, 27 Aralık 2008 tarihinde İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıda öğrenebildik. Gazze’nin üzerine atılan fosfor bombaları da, Filistin halkının üzerinde benzer bir etki yapmıştı. Besbelli ki 19-22 Aralık 2000 katliamı, aynı zamanda İsrail bombalarını test etme sahası olarak kullanılmıştı.

Ve işte AKP, bir yandan Ümraniye Katliamı’nı yargılar görünürken, diğer yandan da kimyasal silahla baskı ve tedhiş yöntemlerini devralmış, halkın üzerine kara bir korku salmayı sürdürüyor.

Türkiye’de böyle bir zulüm yaşanıyor ama, AKP’yi duyarsızlıkla suçlama hakkımız yok. Örneğin Başbakan Erdoğan bu hafta Mısır’daydı. Adaletten, vicdandan, çocuk katilliğinden ve İsrail’den dem vuruyordu. İsrail’in Gazze’ye düzenlediği yeni saldırı konusunda bakın Başbakan Erdoğan ne diyordu:

“Onlar 9 aylık yavruları vuracak kadar acımasız. Cumhurbaşkanlarına malum Davos’ta da söylemiştim. ‘Siz çocukları öldürmeyi gayet iyi bilirsiniz. Siz orantısız güç kullanmayı gayet iyi bilirsiniz. Çünkü sizde adalet diye bir şey yok. İnsaf diye bir şey yok. Siz zulmederek, ezerek yükselmeyi hep kendinize ideal edinmişsiniz.”

Evet, uçaklardan bombalar yağdırarak küçücük çocukları katledenlerin adaleti olmaz. Halka, gençlere zulmedenlerin, başka halkların toprağını ilhak edip, onlara bomba yağdıranların insafı, vicdanı olmaz. Onlar çocukları, devrimcileri, ezilen halkları yakmayı, katletmeyi çok iyi bilir, bunu sürekli birbirlerine öğretirler.

Böyle iktidarların meşruiyeti de, geleceği de yoktur.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s