Dünyanın En Büyük 2000 Asalağı

Forbes dergisi her yıl yaptığı ve dünyadaki en büyük 2000 şirketi içeren The Global 2000 listesini, 2009-2010 yılları için hazırladı.

Dünyaya hükmeden ve milyarların kanını emen şirketleri şu linkten, ülke, işkolu, kâr, gelir vs. olarak ayrı listeler halinde de görmek mümkün. En büyük 2000 asalak içinde ilk 10’da şu şirketler var:

Sıra
Şirket
Ülke
Varlıkları (milyar $)
Piyasa Değeri (milyar $)
1.
JPMorgan Chase
ABD
2.031,99
166,19
2.
General Electric
ABD
781,82
169,65
3.
Bank of America
ABD
2.223,30
167,63
4.
Exxon Mobil
ABD
233,32
242,23
5.
ICBC
Çin
1.428,46
242,23
6.
Banco Santander
İspanya
1.438,68
107,12
7.
Wells Fargo
ABD
1.243,65
141,69
8.
HSBC Holdings
İngiltere
287,64
168,63
9.
Royal Dutch Shell
Hollanda
287,64
168,63
10.
BP
İngiltere
235,45
167,13

Bu şirketlerin hemen hepsinin dünya üzerinde gerçekleşen katliamlardan aldığı bir pay var. Örneğin en tepedeki petrol şirketlerine bir bakalım: Exxon, Shell, BP ve 19. sıradaki Total. Bu dört kardeşler 1 milyon kişinin öldürüldüğü ve 4 milyon çocuğun yetim kaldığı Irak işgalinin aslan payını alacak olan şirketlerdir ve Irak işgalinin temel itici gücü olmuşlardır. John Cherian, “Irak Petrolünün Bölüşümü” adlı yazısında (Temmuz 2008) bunu şöyle anlatıyordu:

Dört büyük Batılı petrol şirketi –Exxon Mobil, Shell, Bp ve Total– Irak’ın geniş petrol kaynaklarını sömürmek için bir kontrat imzalamanın sınırındalar. Önerilen bu kontratın şartlarına göre, Shell kuzey Kerkük petrolüne, BP ülkenin güneyindeki Rumayla petrolüne ve Exxon da Basra yakınlarındaki Zübeyr petrolüne erişim hakkını kazanacak. The New York Times ve diğer Amerikan gazetelerine bakılırsa, görüşmeler Bush yönetiminin etkin müdahalesiyle sürdürülüyor. . . The Boston Globe’da yazan Derrick Z. Jackson, “Irak’ın Exxon için güvenli bir yer haline getirilmesi 5 yıla, 4100 askerin ölümüne ve 30000 askerin yaralanmasına” mal oldu diyordu. . .

Danışman komitesi Shell, Chevron Texaco ve BP gibi firmaların temsilcilerinin rapora dahil edilmesini sağladı. Bunlar kukla hükümet tarafından teklifsiz sözleşmelerle petrol kazanından kendilerine düşen payı alması sağlanmış firmalardı. Irak’ın 115 milyar varillik bir petrol rezervinin üzerinde bulunduğu ve 112 trilyon küp doğal gaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor.


Bu katil firmalar, ahtapot kollarını Türkiye’ye de uzatmış durumdadırlar. 200 milyar dolarlık piyasa değerine sahip bu dev şirketlerin yanında, 6-7 milyar dolarlık mütevazı değerlere sahil Türkiyeli şirketler (sadece Exxon’un bir yıllık kârı 19 milyar dolardır. Bununla piyasa değeri 7 milyar dolan Sabancı Holding karşılaştırılabilir), ya bunların kendilerine izin verdikleri alanlarda oynamakta, ya da bu şirketlerin taşeronu olarak çalışıp katillerle işbirliği yapmaktadırlar.

Karşılaştırma imkanı olsun diye, listeye giren işbirlikçi Türkiye burjuvazisinden de örnekler verelim:

Sıra
Firma
Piyasa Değeri (milyar $)
274.
Garanti Bankası
16,1
321.
Koç Holding
7,5
414.
Sabancı Grup
7,3


Türkiye’de burjuvazinin bu güçsüzlüğü, ister istemez onu emperyalist tekellere bağımlı kılıyor. Bunlar ancak ortaklıklar yoluyla, yani hem ekonomik hem de politik anlamda emperyalizme dayanarak varlıklarını sürdürmektedirler. Sürekli olarak duyduğumuz şu uluslararası şirketle, bu Türk şirketin ortak iş yaptığı efsanesi, çoğunlukla büyük şirketin küçük ve yerel şirket aracılığıyla daha fazla kârı kendisine aktarmasının üzerini örtmek için kullanılır. Elbette bu arada Türkiyeli tekeller de kendi paylarını alırlar.

Bu işbirliğine Türkiye’den pek çok örnek verilebilir. Şu yazıdan sadece bir aktarma yaparak doğal kaynakların nasıl yağmalandığını ise Karadeniz Bölgesi’nde petrol arayan Türk-Amerikan-İngiliz ortak kuruluşlarıyla örnekleyebiliriz:

TPAO ile Amerika’nın Madison Oil firması, Batı Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu’da, TPAO-BP ve Amerikan Chevron Doğu Karadeniz’de, Chevron-Texaco tarafından Güneydoğu Anadolu’da petrol arama faaliyetleri sürdürülmektedir.


Türkiye’deki emperyalist sermayenin durumuna ilişkin de ilginç bilgiler var. AKP iktidara gelmeden önce 1 milyar dolar civarında seyreden emperyalist sermaye, bugün 22 milyar dolara fırlamış durumda. Ülke kalkınıyor, ekonomi büyüyor yalanıyla gizlenmeye çalışılan bir gerçek, sermayenin yağmasını daha açık bir biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’ye 22 milyar dolarlık yatırım yapan emperyalistler, ülkeden tam 35 milyar dolarlık kâr transferi yapmış. Zaten daha fazlasını götüremeyecek olsalar niye gelsinler?

Bağımlılık rakamları geçmişle karşılaştırıldığında, Türkiye’nin nasıl bir sömürüye maruz kaldığını ve nereye sürüklendiğini daha iyi görmek mümkün:

Türkiye’nin dış borcu 1970’lerin sonlarında, Milli Cephe hükümetleri döneminde 11.5 milyar dolardı. Bu rakam 2000 yılında 118 milyar, AKP hükümetiyle birlikte 2009 yılında 271 milyar doları buldu.

Emperyalist firmaların yatırımları, Türkiye’de 1963-67 yılları arasında 115, 68-72 döneminde 183, 1973-77 döneminde 362 milyon dolardı. Artık milyon dolarlar küçük kalıyor: AKP hükümeti döneminde yabancı sermaye girişi 22 milyar dolara ulaştı.

Emperyalist firmaların kâr transferleri, yani Türkiyeli emekçiden sömürerek kendi ülkelerine aktardıkları miktarlar yukarıda saydığımız dönemlerde şöyleydi: 1963-67 döneminde 74 milyon, 68-72 döneminde 168 milyon ve 1973-77 döneminde 342 milyon dolarlık bir kâr transferi. Söylediğimiz gibi bu rakam artık 35 milyar doları bulmuştur. 100 kat bir artış!

Bu zenginlik neyin pahasına, kimin yoksullaşması pahasına üretilmektedir? Tekeller 100 katlık kâr transferini kimlerin doğal kaynakları ve iş gücü üzerinden gerçekleştirmektedirler?

Ya da daha açık soralım: Nereleri yağmaladılar, kimlerin cebine el attılar, kimleri soydular?

Bir Bianet haberi şöyle diyor: “Türkiye’de yaklaşık 14 milyon kişi açlık sınırında yaşıyor; 13 milyon 925 bin yurttaş günde ortalama 1 dolara geçiniyor.” (2003 haberi)

Başka bir haber ise 2008 yılında TÜİK yaptığı araştırmayı alıntılıyordu: “Türkiye’de geçen yıl fertlerin yaklaşık yüzde 0,54’ü yani 374 bin kişi sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının, yüzde 17,11’i yani 11 milyon 933 bin kişi ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında yaşıyor.”

Ve TBMM başkanı AKP’li Mehmet Şahin açıklama yapıyor: “Bu kadar işsiz insan varken, 500-600 liraya çalışmaya hazır insan varken, 900 liraya çalışmayacak bir de eylem yapacaksın. Bu bindiğin dalı kesmektir.”

Şimdi anladınız mı bu tekellerin milyar dolarlık kârlarının nasıl olduğunu? Kimler sayesinde yatırımların 9 sene içinde 20’ye katlandığını?

Bir yanda tekellerin milyar dolarlık karları, tekel yöneticilerinin milyon dolarlık maaşları (General Electric CEO’su Jeffrey R. Immelt’in aylık maaşı 3 milyon dolardan fazladır.). Öte yandan sadece bizim ülkemizde 1 dolarla geçinmeye çalışan 14 milyon insan. Dünya çapında 1 milyar aç. Her gün açlıktan ölen 20.000’den fazla insan.

Bunlar bugünün dünyasının ve emperyalizmin gerçekleridir…

Advertisements

3 thoughts on “Dünyanın En Büyük 2000 Asalağı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s