Dramatik vs. Post-Dramatik Savaşı

İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına bakılırsa, dramatik yazarlık yeniden yükselişte
Dramatik yazarlık bitti de, post-dramatik yazarlık dönemi mi başladı tartışmaları daha Türkiye’ye iyice girmeden, David Edgar bize kötü haberi verdi: Avrupa’da dramatik oyunlar yeniden yükselişte. Aaaa! Ama biz hazırlıklarımızı ona göre yapmamıştık Edgar Amca!
Türkiye’de 2000’lerin ikinci yarısından itibaren, akademi çevrelerinde yavaş yavaş duyulmaya başlayan bir ses, dramatik sanatın artık sona erdiğini, post-dramatik bir döneme girildiğini söyler olmuştu. Esasında 60’larda boy vermeye başlayan, ancak o dönem ABD ve Fransız tiyatrosunda sınırlı kalmış bir eğilimin, 90’lar boyunca bütün Avrupa’yı sarmasıyla alakalı bir durum bu. Dramatik metin yerine fiziksel aksiyonun, önceden yapılmış provalardan ziyade kendiliğindenliğin, bir mesajdan çok sürecin ve deneyimin öne çıkarıldığı bir yaklaşımdan bahsediyoruz.
Emperyalizmin 1980 sonrasındaki saldırısı, 1990’larda SSCB’nin çöküşüyle cilalanınca örgütlü muhalefet yılgınlaşmış, muhalefetin en örgütsüz kesimi olan entelektüeller ise beterin beteri hale gelmişti. İşte Türkiye’de manzara ortada: Entelektüellerin laikçiler-şeriatçılar, demokratlar-darbeciler kavgasına tutuşup, halkı bir kenara attıkları bir çağı yaşıyoruz. Varın siz düşünün, Avrupalı entelektüelin ne hale geldiğini. E tabi, bu durumda ortaya çıkan yönsüzlük, hedefsizlik, politikasızlık tiyatro sanatını da etkiledi. Performans sanatı, sanatçının kapitalizmle uzlaşma ve teslimiyetten yana atan nabzına şerbet oluyordu. En politik örneklerinde dahi, performans sanatı küçük-burjuvazinin elinde sivil-toplumcu bir tepkiye dönüştü. Boal’in sanatı bence performansın ilerici bir örneği olarak görülebilecekken, bu nedenle çoğunlukla yok sayılmıştır.
Fakat David Edgar’ın The Guardian’daki yazısı, post-dramatik tiyatro rüzgarının tersine döndüğünden bahsediyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, 2003-2009 arası sahnelenen oyunların %77’sini dramatik metinler teşkil ediyormuş. Bunların %42’si yeni oyunlarmış. Yine ilginç bir rakam, tiyatrodan kazanılan paranın %60’dan fazlasını da bu dramatik oyunlardan kazanmışlar.
Öncelikle şunu söyleyeyim, ben sanat alanındaki herhangi bir biçimsel yeniliği derhal selamlayanlardan değilim. Post-dramatik tiyatro, dramatik tiyatro ya da performans sanatı gibi biçimleri kendinde ilerici biçimler olarak da görmüyorum. Bunlar her ilerici sanatçının hakim olması ve yeri geldiğinde kendi sanatına eklemlemesi gereken katkılar. Ancak bu biçimler devrimci sanat için kullanılmazlarsa, pekala yılgınlık ve yozlaşmanın siyasetini sahneye taşımak için de kullanılabilirler. Bu nedenle, İngiltere’de dramatik tiyatrodaki yükselişi de tek başına ilerici ve olumlu bir gelişme olarak düşünmemek gerek.
Tabii yine de bu gelişmelerin bize gösterdiği bazı şeyler var. Dostum Barış Yıldırım’ın da dediği üzere, “müzikte melodiden, tiyatroda öyküden” vazgeçmek olanaksız. Dramatik kurgu ve çatışma öğesi, hala tiyatrodaki hakim seyircinin en beğendiği şey olarak kalıyor. Hatta Britanya Sanat Konseyi’nin bu konuda hazırladığı raporda, tek tek tiyatrolarla yaptığı söyleşilerde tiyatrocular şunu çok sık dile getirmişler:
İnsanlar öyküyü seviyor, ama eğer konu çekiciyse, biçimle yapılmış deneylere de yanıt veriyorlar ve tek başına anlatımdan ziyade, yeni ve canlı şeylerle daha çok ilgileniyorlar. . . Aynı zamanda [tiyatronun] gerçekçi diyaloga yatkın bir kulağının olması ve bunun doğrusal olmayan ya da deneysel olan diğer yönlerle birleştirilmesi hala önem taşıyan bir özellik. s. 74-75
Bakalım dramatik sanattaki bu gelişmelerle birlikte İngiltere tiyatrosu Harold Pinter ya da David Hare gibi bir ilerici yazar çıkartabilecek mi içinden? Dünyada muhalif hareketlerin yükselişine, ekonomik ve çevresel krizin etkilerinin hissedilmesine bakılırsa bu o kadar da uzak bir ihtimal gibi durmuyor bu sıralar.
Referanslar:
David Edgar. “Shock of the new play”. The Guardian, December 9, 2009.
Britanya Tiyatro Konsorsiyumu’nun Raporu:Writ Large. Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. (İlginç bir sosyolojik araştırma. Bence Türkiye’de de benzerlerinin yapılması gerekiyor. Belki Tiyatro bölümlerinde tiyatro kuramı yanında, saha araştırması nasıl yapılır onu da göstermeye başlarlar bir ara, ancak o zaman.)
pixy.gif
pixy.gif
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s