İçimizdeki Burjuva: Umutsuzluk

50 yıl önceki insanın bir ömrü boyunca maruz kaldığı reklamların toplamına, bizler bir gün içinde maruz kalıyoruz. Ama 50 yıl önce yaşamış bir insanın aksine, etrafımızda bir devrimler, ulusal kurtuluşlar, anti-emperyalist başkaldırılar fırtınası yok. Tersine, işsizlik, emperyalist savaşlar ve giderek zorlaşan bir hayat var elimizde.

Bunun kaçınılmaz sonucuysa bizi yavaş yavaş yiyip bitiren umutsuzluk. Araştırmalara göre emperyalist ülkelerin nüfuslarının %15’i depresyonda, kadınlar arasında bu rakam %30’a çıkıyor. Çocuk nüfusun depresyon oranı ise %23! Daha da bitmedi: Dünya Sağlık Örgütü’nün bir araştırmasına göre, 2020 yılında depresyon kalp krizinden sonraki en büyük ölüm nedeni olacak.

İşte kapitalizmin insanlığı getirip bıraktığı nokta burası. Hele ki, işsiz nüfusun sayısının iş sahibi nüfusla yarıştığı Türkiye gibi ülkelere bir bakacak olursanız… Cinnetler, cinayetler ve intiharlar. Sokak ortasında katledilen çocuklar, bazen hiç ceza almayan, bazen iki yıl yatıp çıkan katil polisler. İşkencede ölen devrimciler.

Sözün özü, düşman umutsuz olmamız için elinden geleni yapıyor. Ve bizim depresyonumuzdan ilaç firmaları kâr ediyor. Ölümden kâr edenin, hastalıktan kâr etmemesi mümkün mü? Onlar halkın örgütlü direnişi hariç, her şeyden kar edebilirler.

“Böyle gelmiş böyle gider”

Umutsuzluğun bu en politik halini çok duyarız. Bazen eskiden devrimci mücadele içinde ter dökmüş olanlardan, bazen henüz daha yolun başındakilerden, akademisyenlerden, öğrencilerden, işçilerden, işsizlerden. Bazen devrimci mücadele içindekiler bile bunu söyleme noktasına gelirler.

Oysa bu düşünceler, sokakta barikatlarımıza saldıran polisten daha tehlikelidirler. Düşmanın artık sokaktaki barikatların da ötesine geçerek, zihnimizdeki barikatlara saldırdığı anlamına gelir bu. Çünkü düşman biliyor: Eğer zihnimizdeki barikatları yıkarsa, sokaklara barikat kurmaya bile çalışmayız. Çünkü yenilgiyi kabullenenler, bir daha hiç ayağa kalkamazlar.

Demek ki düşmanın mutlak zaferi sokaktaki barikatlarımızı yıktığında, örgütlerimizi dağıttığında, savaşçılarımızı öldürdüğünde değil, bizi kesif bir umutsuzluğa boğduğunda gelecek. O an, burjuvazinin sadece direnişimizi değil, kafamızdaki direniş kavramını da söküp attığı, bizi insanlıktan tamamen çıkardığı an olurdu.

Düşman yıllardır bunun için uğraşıyor. Kafamızdaki kavramları yenisiyle değiştirmeye çalışıyor. Emperyalizmi küreselleşmeyle, işkenceyi orantısız güçle, burjuvayı işverenle ve direnişi terörle yer değiştirerek bizim aklımızı sindirmek, düşünme yetimizi elimizden almak istiyor.

Bilinci Yok Etmek için Kavramlara Saldırıyorlar

Örneğin Emperyalizm kelimesi. Bu ifade bizim için bir kelime olmaktan fazladır. Sermayenin tekelleşmesiyle, kâr ve yağma hırsıyla, baskıyla, savaşlarla ve ona karşı inatçı direnişle iç içe geçmiştir. 11 harflik bir kelime olmanın ötesine geçerek, tüm yönleriyle bir düşmanın tasvirine dönüşmüştür. Öyleyse, burjuvazinin ideologları bir kelimeyi değiştirdiklerinde sadece bir kelime değiştirmiş olmuyorlar. Emperyalizmin kanlı hakikatlerini, sürekli güzellemesini yaptıkları küreselleşmenin parlatılmış, ambalajlanmış yalanlarıyla değiştirmeye çalışıyor, bizi direnmeye değil uzlaşmaya çağırıyorlar.

Yapmaya çalıştıkları şey aynı: Aklımızdan direnişi ve direnmeyi silmek, düşmanın kim olduğunu bize unutturmak. İşyerinde sömürü, sokakta dayak ve karakolda işkence yetmiyor onlara. Harıl harıl akıl yürütmemizi elimizden almak için uğraşıyorlar. Umut kalesini onlara vermek demek, işte tüm bunları onaylamak, toplumsal bir direnişi örgütlemeyi bir kenara bırakın, kendi beynimize bile sahip çıkamamak demek.

Düşman Bizden Daha Umutlu

Türkiye’deki devrimin geleceği konusunda oligarşik devlet bile, bizim umutsuz küçük-burjuvalarımızdan daha umutlu, desem ne düşünürdünüz? Saçmaladığımı mı? Şöyle bakın bir de: Eğer oligarşi Türkiye’de hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor olsaydı, çoktan polisini askerini tahliye etmiş, onlara harcadığı parayı daha fazla insanı sömürmeye harcıyor olurdu. Ama devlet böyle yapmıyor. Devlet her an, her saniye hem polisi ve işkencecileriyle, hem de medyası ve politikacılarıyla sürekli olarak saldırıyor halka ve onun örgütlerine.

Neden?

Çünkü burjuvazi, iş sınıf mücadelesine geldiğinde küçük-burjuvazi gibi düşünmez. Dogmatik değildir, bir şeylerin değişebileceğini, kendisinin alaşağı edilebileceğini tarihsel deneyimiyle biliyor. Bunun için de elinden ne gelirse yapmaya hazır. Yıkar da, ezer de, öldürür de, yalan da söyler. Bunlardan birini yapmayı bıraktığı an, kendisinin idamını onaylamış olur. Burjuvazi, gecekondularımızın karanlığında bizim kızıl parıltımızı seçebilecek tarihsel deneyime sahiptir.

Umut Yerden Bitmez

İnsanın dünyayı dönüştürme macerası, emeğini kullanma macerasıdır. Bugün insana dair ve onun olan ne varsa, hepsi bir emek sürecinden geçerek değişti, gelişti ve bizim hizmetimize girdi. Emek harcamadan karnımızı doyurmamız bile mümkün değilken, koca bir ülkenin kurtuluşu söz konusu olduğunda, nasıl hiç emek harcamadan umudun yokluğundan söz edebiliriz?

Umudu yaratan emektir, insanı eski çağların karanlığından çıkaran, kralları ve diktatörleri yıkan emektir. Umut birileri onun için uğraştığında, onun için ter ve kan akıttığında, direnişi ilmek ilmek örgütlediğinde yeşermeye başlar.

Esasında umut etmek için bir ezenin ve ezilenin varlığı yeterli bize. Üstelik bugünlerde elimizde bundan çok daha fazlası var. Şu dünyaya bir bakın: Milyarlarca aç insan, sadece bizim ülkemizde milyonlarca işsiz, dayak yiyen kadınlar, işkencede haykıran devrimciler, yoksulluğun kıyısında yaşayan emekçiler, çocukluklarını bile bilemeyen çocuk işçiler. . . Buradan şu sonuç çıkar: Asıl umutsuz olması gereken düşmandır. Hepi topu 200 yıldır sefasını sürdükleri kapitalist düzen, gün be gün onların mezar kazıcılarının nüfusunu büyütüyor. Onlar azalıyorlar, bizler artıyoruz.

Hem yalnız gelmiyoruz: Silahımız var ve öfkeli ve kalabalığız.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s