Velet Temaşası Ayetleri

Vaziyet Sûresi

1. De ki: bu size getirdiğim hiç şüphesiz doğruluk yolundan şaşmayanlar için değil, başkalarının veletleri üzerinden dünya malı elde etmeye uğraşanlara yöneliktir. Onlar veletleri bilmezler, temaşayı bilmezler, oyunculuğu bilmezler, sahne nizamını bilmezler ama yine de ucuz oyunlar yapıp fahiş paralar alırlar.

2. Bilmezler mi ki, velet dediğin ahmak ve kandırılacak bir varlık değil, aksine bambaşka bir müstevide yaşayan, ilerlemeye ve öğrenmeye meraklı bir varlıktır. Dikkati dağınık olmakla birlikte bir kere ilgisi çekildiğinde temaşayı benimser. Ama onlar bilmezler; sanırlar ki oyunlarına veletlerin gösterdiği ilgisizlik, onların değil veletlerin suçudur. En büyük cezaları da cihanda bir iz bırakmadan yitmek olacaktır.

3. Ne büyük bir cehaletin kıyısında olduklarını da anlamazlar. Onlar sayesinde veletler büyüdükçe temaşaya duydukları hınç da büyüyecektir. Yaptıkları istikbaldeki temaşanın altını ufak ufak oymaktır. Ama gözlerine perde inmiş, kulakları duymaz olmuştur artık. Menfaatleri yüzünden ancak anın peşine düşerler.

4. Bilmez miyiz ki, aslında tüm cürüm onlarda da değildir. Bu vaziyet içinde onların başka türlü davranması da kolay değildir. Lakin şimdilerde ellerinden alınmış olan ihtilalci şuur vaktiyle tüm memleketi sarmıştı; ne dillere destan temaşalar vücuda getirildiğine bizler de şahit olmuştuk. Tüm bu şuur geri kazanılmaksızın arpa boyu yol gitmenin mümkünsüz olduğunun şüphesiz bizler de idrakindeyiz. Ama tüm bu hakikatler yine de onların omzundaki yükü azaltmayacaktır.

5. Günümüzdeki vaziyeti göster onlara. Memleket baştanbaşa istila edilmiştir, faşizm hükmünü sürmektedir ve iktisat tamamen harici devletlerin denetimine girmiştir. Halk da varolan berbat vaziyete karşı koyacak şuuru yitirmiştir. Tüm bunlar vuku bulurken, sanatın şah damarı demek olan cemiyetin hareket kabiliyeti böylesine daralmışken, temaşanın muvaffak olması beklenebilir mi? Bunlara mukabil Devlet Temaşası da istikbalimiz olan veletleri umursamaz olmuş, mektepten mektebe gezen ne idüğü belirsiz kumpanyalar peydahlanmıştır. Artık velet temaşası bir yana, ergin temaşasından bile, münferit kimi oyunlar dışında, hafızada yer eden işler çıkmaz olmuştur.

6. De ki: Size özgürlüğü haram eden zihniyet bunu yalnızca mecliste, fabrikada değil, hayatın her alanında haram etmiştir. Farkında değil misiniz? Nasıl olur da bu kelepçelerden azat olmadan, sanatı istiklaline kavuşturmayı hayal edersiniz ve nasıl olur da sanatınızı bu kelepçeleri yokmuş gibi göstermek üzerine bina edersiniz?

Tema Sûresi1. Kuşkusuz bizler onların oyunlarındaki meselelere haiziz. Onlar itinasızca yazdıkları oyunlarının vardıkları noktayı görmezler. Malumat sahibi değiller ama eyliyorlar.

2. Onlara hayvanlı oyunları anlat. Maymun, Kral Aslan’ın hazinesini çalıyordu da Aslan, Baykuş ve Tavşan’ın yardımıyla sonra onu hapsediyordu. Orada Aslan’ın bu hazineyi nereden bulduğu hiç sorgulanmıyordu! İşte böylelikle hükmünü süren sınıfın malını ve mülkünü koruma çağrısı yapar, yoksullara ve yoksulluğa bir nebze olsun söz değdirmezler. Bunlar genç dimağları uyuşturmaktan ve düzene tercüme etmekten başka bir işe yaramayan nafile çalışmalardır. Böyle işlerden sakınsınlar.

3. İçlerinde, temayı oyunun sonunda söylenmesi farz olan tek bir cümle sananlar da vardır. Onlar ki tüm oyun zarfında başka bir şey anlatır, oyunun sonunda da veletleri ahmak yerine koyarak oyunun manasını söylerler; işte onlara ne sahnede ne de sahne ardında rahat yoktur. İnan olsun, o kötü oyunlarda bu söylediklerimiz yaşanmıştır.

Hayvanat Sûresi

1. Biz onlara vaka örgülerini daha iyi bina etsinler, oyun şahıslarını daha iyi vücuda getirsinler diye daha önce de kitaplar göndermedik mi?

2. Cehalet gözlerine kalın bir perde çekmiştir. Sanırlar ki oyun şahıslarını derin çizerlerse ahmak sandıkları veletler bunu anlamaz. Bilsinler ki, o hor gördükleri veletler onlardan da akıllıdır.

3. Neredeyse bütün oyunlardaki şahıslar hayvanattan başka bir şey değil; üstelik hepsi birer tip. Böyle yapınca oyun veletler için daha anlaşılır, daha güzel mi oldu? Kuşkusuz hakikat böyle değildir. Oyunlar nasıl olursa olsun dünyanın hakikati değişmeyecektir. Öyleyse bunlar veletleri hacimsiz oyun şahıslarıyla tanıştırmakta, onlara hiç olmamış, olmayan ve olmayacak yalanları göstermekte neden bu kadar ısrarcıdırlar? Çünkü başka türlü yapmanın hem daha çok itina, hem daha çok mesai hem de daha çok mesuliyet gerektirdiğinin farkındadırlar.

4. Onlara şöyle de: Hakikat ölüm gibidir. Ondan kaçmanın yolu yoktur. Oyunlarınızda ölümü, ayrılığı, mutsuzluğu göstermekten neden korkarsınız? Veletler bunlarla karşılaştıklarında korkup ürkmezler, aksine bilmek hoşlarına gider; hem bunlar hakikatlerdir, sanki dışarıda çok güzel bir âlem varmış gibi, ne diye veletlerinizi bunlardan uzak tutasınız? İstikbâlde, ihtilal için başkaldırdıklarında da, onlara dur mu diyeceksiniz? Tekmil dünya amelelerine sırtınızı mı döneceksiniz?

Oyuncu Sûresi

1. Şüphesiz ki, biz onlara kendilerini geliştirsinler diye oyunculuk usulleri icat eden insanlar gönderdik. Ama onlar yüz çevirenlerden oldular.

2. Seyreylediğimiz oyunlara bir bak. Oyuncular manasızca sağa sola zıplıyor, hareket gülüncü olsun diye kendilerini yerden yere vuruyorlardı. Kimi zaman, aralarından birisi çıkıp çocuklara dönüyor ve şöyle sesleniyordu: “Öyle değil mi veletler?” Hani kimi veletler kalkıp “eveet” diye bağırıyordu da, kimisinin dikkati dağınık seyir yerinde koşuyordu.

3. Bu yaptıkları önce riyakârlıklarındandır. Ama daha da mühimi velet temaşasından bihaber oldukları içindir. Yaptıkları işe ve seyircilerine saygı duymadıklarından, kendi gemilerini yürütmekten başka kayguları olmadığından çalışmazlar. Bilmezler ki velet ciddiye alınmadığını anladığında oyundan hemen bıkar.

4. Anlat onlara: bizde işini iyi yapanlara sonsuz ödüller vardır. Ama işlerini iyi yapmayanlar, veletlerin parasını alıp hakkınca temaşa vermeyenler, hürriyetin ve amele sınıfının yolundan şaşanlar, zalimler tarafından kullanılıp atılır. Onlardan kendilerine bile hayır yoktur.

Deva Sûresi1. Onların arasına karış. İçlerinde gözünü para hırsı bürümüş olanlar kadar, yolunu şaşırmış ama iyi niyetli olanlar da vardır. Vakıa eğer bir terakki hâsıl olacaksa işte bu iyi niyetlilerden gelecektir.

2. Sen onları tenkit ettiğinde sana şöyle diyeceklerdir: “Peki ama ne yapmak gerek?” De ki: “Vaktiyle aranızdan ilerici temaşa yapanlar çıkmıştı. Onların ihtilalci bir şuurla, ihtilalci temaşalar yapması yalnızca bir tesadüf olabilir mi? Şüphesiz ki hayır. Onlar inançları gereği yaptıkları işe saygı duyup sahip çıkmışlar, her zaman daha iyisine ulaşmak için çalışmışlardı.”

3. Sana şöyle cevap verecekler: “Para olmadan nasıl çalışalım ulvi amaçlar için?” De ki: Para için değil, ihtilal için çalışın. İhtilalcı teşkilatlara katılın, amelelerin çocuklarına hürriyeti, isyanı anlatın. Temaşa gibi cemiyetle ilgili bir sanat, cemiyetin ve bilhassa halkın kendisi toparlanmadan, onların şuuru gelişmeden toparlanamaz, gelişemez.

4. Sana oyunlarını daha iyileştirmek için neler yapabileceklerini soracaklar. Onlara oyunlarını yazarlarken daha dikkatli olmalarını söyle. Vaka örgüsü başka, teması başka oyunlar yazmasınlar. Oyun şahısları arasındaki tezadı derinleştirmekten de çekinmesinler ki kahramanın dönüşümü daha çok mana yüklensin. İyi yazılmış oyunlara baksınlar, şüphesiz orada hakikati, hakikatin en hezeyanı uğratıcı halini göreceklerdir.

5. Oyun şahıslarını derinleştirmekten neden kaçıyorlar? Sanıyorlar mı ki veletler hakkınca yapıldığında sahnede derin şahsiyetler görmekten hazzetmesin? Onlar oyun şahıslarını derinleştirmedikçe tezat derinleşmiyor, bu nedenle de oyunları her daim manasız ve yalandan bir değişimle son buluyor.

6. Velet hakkında bilgi sahibi olunmadan onlara oyun yapmak hatalıdır. Her çağdaki veledin kendine has bir tutumu bir idraki vardır. Sizler tüm veletleri aynı kefeye koyup ciddiyetsiz oyunlar yapıyorsunuz. Sonra herkesten istediğiniz memnuniyeti alamayınca seyirci yok diye sızlanıyorsunuz.

7. And olsun, doğruluk yolundan şaşmayanlar ve bu öğütlerimizi takip edenler temaşa sanatında başarıya ulaşacaklardır. Onlar veletlerle dolu bir cennette sonsuz alkışa gark olmayı hak edenlerdir.


* Bu yazının farklı bir versiyonu Sahne dergisinin Mayıs-Haziran 2007 sayısında yayımlanmıştır.

Advertisements