Brecht’in Öğrencileri: Berliner Ensemble’ın Örgütlenişi ve Eğitim Faaliyetleri

Türkiye’deki kültür ve sanat faaliyetlerini üstlenen kurumların örgütlenişi, ülkedeki çarpık kapitalizmin karakteristiğine uygun olarak, kemikleşmiş, içine kapanık ve yozdur. Egemen ideolojinin tiyatrosunu ve propagandasını yapmaya yetkilendirilmiş olan Devlet Tiyatroları, onca imkâna ve ödeneğe rağmen, yeni oyun yazarı ya da yönetmenler yetiştirerek pratiğini ilerletmekten acizdir. Üstelik var olan pratiği sistematik bir şekilde bilgiye ve kazanıma da dönüştürmezler. Maddi çıkarların, mevki kavgalarının hüküm sürdüğü bir ilişkiler ağı ve bunların üzerinde yükselen gerici bir ideoloji, Devlet Tiyatrolarını çağdaş burjuva tiyatrosunun gündemini bile takip edemez hale getirdi. Oligarşinin hizmetinde, aynı yazarların ve yönetmenlerin, kimi zaman da onların hamilik yaptığı yönetmen heveslilerinin tekelinde, ne içerik ne biçim bakımından kayda değer bir yenilik barındıran, genç kuşakla bağı tamamen kopuk bir kültür sanat kurumu –işte DT’nin özeti.

Diğer taraftan, sürekli pratik ve teori üreten, üstelik bunları halk adına yapan kimi örgütlenmelerin de mümkün olduğundan bahsetmek gerek. Bu tür örgütlenmeler, burjuva ideolojisinin ötesine geçmeye, ürünlerini gerici ve yıkılması gereken bir sistemin hizmetine değil de, onu yıkacak, ona karşı mücadele edecek olan kitlelerin hizmetine sundukları içindir ki, sürekli bir birikimin, hareketin ve üretimin odağı olurlar. Brecht’in 2. Paylaşım Savaşı’nın ardından Doğu Almanya’da kurduğu tiyatro Berliner Ensemble (bundan sonra BE) bu tür örgütlenmelere tarihsel bir örnek teşkil ediyor. Dilerseniz BE’nin dramaturg ve yönetmen kadrosunun nasıl yetiştirildiğine bir göz atalım.

Brecht BE’yi kurduktan sonra 1949-56 yılları arasında sistematik bir eğitim programı geliştirdi. Hem kendi bilgisini ve deneyimini aktarmak, hem de yetenekli gençlerin bakış açılarından yararlanarak tiyatrosunu ilerletmek için, sanat akademilerinde, üniversite ve okullarda tiyatroyla ilgilenen genç yetenekleri buldu ve kadrosuna aldı.

BE konvansiyonel yöntemlerle yetiştirilmiş yönetmen, eleştirmen ve dramaturglarla pek ilgilenmiyordu. Brecht’in burjuva tiyatrosuna karşı geliştirdiği diyalektik tiyatro, sadece oyun yazımı ve yönetimi anlamında değil, bir kumpanyanın örgütlenmesi anlamında da belirgin bir kopuştur. Örneğin Brecht dramaturg, yönetmen yahut eleştirmen olacak kişilerin farklı farklı eğitimlerden geçirilmesine, disiplinlerin böyle birbirinden kopuk bölmelere yerleştirilmesine karşı çıkıyordu. Bu nedenle tiyatrosuna kabul ettiği genç öğrencileri, yönetmen, dramaturg ya da eleştirmen olarak ayırmaksızın aynı eğitime tabi tutuyordu. Öğrenciler bir yapımın başından sonuna kadar bütün aşamalarında bulunmak ve görev almak zorundaydılar.

Brecht Eğitim Bakanlığı’na yazdığı bir mektupta, BE’ye kabul şartlarını söyle özetler:

Başvuru için iki şart vardır:

1) İşçi-köylü fakültesinin bitirme sınavlarını ya da ortaokul bitirme sınavlarını vermiş olmak ya da bir sosyal bilimler kursu almış olmak,

2) Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde izlenen oyunlardan bir tanesi hakkında yazılmış kısa bir inceleme yazısı.

Daha sonra değerlendirmeye alınan öğrencilerden 6 tanesi, BE’ye girmeye hak kazanıyordu. Brecht ayrıca Bakanlıktan, BE’ye kabul edilen öğrenciler için üniversiteden ders alabilme ve Berlin’deki tiyatroların provalarına giriş hakkı talep ediyordu. Brecht eğitim sürecini ise şöyle özetlemişti:

5. Öğrenciler Berliner Ensemble’ın yönetmen yardımcılarının ve dramaturglarının düzenli faaliyetlerine dâhil olacaktır. Sahne tasarımcılarıyla, mask yapımcılarıyla, kostümcüler ve sahne teknisyenleriyle konferanslara ve provalara katılacaklardır. Yapımın sorunları üzerine notlar alacaklar ve kimi zaman da kendi atölyelerinde amatör grupları yöneteceklerdir.

6. Oyun uyarlamalarında görev alacaklardır.

7. Eğitim 2-3 yıl sürecek ve öğrenci, dramaturg, yönetmen ya da tiyatro eleştirmeni olacaktır.

BE’ye giriş hakkı kazanan öğrenci dramaturgların işlevi üçe ayrılıyordu: eleştiri, araştırma ve eğitim.

    Öğrencilerin eleştirel gözünün gelişmesi, yalnızca gelecekteki eleştirmen adaylarına değil, dramaturg ve yönetmen adaylarına da faydalı olacağı için, Brecht’in oyunlarının provalarına katılmaları ve bu provalarda aksak ya da sorunlu buldukları yerleri not almaları zorunlu idi. Öğrencilerin tuttukları eleştirel notlara Notates deniliyordu. Bu notlar provadan sonra başdramaturgun elinden geçiyor ve Brecht tarafından okunuyordu. Brecht geçerli bulduğu eleştiriler doğrultusunda sahnelemede ya da oyun metninde değişiklikler yapıyordu.

Öğrenci dramaturglar prova sırasında yalnızca Brecht onlara fikirlerini sorduğunda konuşabiliyorlardı. Faydasız ve biteviye teorik tartışmalardan sakınmakta etkili olan bu yöntem ve Notates sayesinde, çok etkili bir geri bildirim zinciri kurulmuş oluyordu. Dahası, dikkatlice arşivlenen bu notlar sayesinde, tüm oyun provalarının her aşamasına ilişkin sahici ve eleştirel bir arşiv el altında bulunuyordu.

Öğrenciler oyundan sonra da Vorstellungskritik denilen bir performans eleştirisi yazmak zorundaydılar. Bu rapor, hem oyunun performansını hem de seyircinin buna verdiği tepkiyi ele alan eleştirel bir rapor olmalıydı. Bu raporlar doğrultusunda oyuncular bilgilendiriliyor ve performansın mükemmelleştirilmesi sağlanıyordu.

BE’deki araştırma ve geliştirme faaliyetleri için Brecht, Berlau adı verilen bir arşivleme girişimini başlattı. Burada BE’de sahnelenen tüm oyunlara ilişkin belgeler ve fotoğraflar düzenli bir biçimde arşivlenmeye başlandı. Daha sonra ses ve video tekniklerinin de gelişimiyle, arşiv giderek büyüyen bir kütüphane halini aldı.

Brecht yapımların her veçhesinin akademik olarak incelenmesine özel bir önem verirdi. Oyunların tarihsel ve sosyolojik incelemeleri, kostümlere ve dekora yönelik ayrıntılı araştırmalar yapılıyor, bunlar raporlanıp arşivleniyor ve basılıyordu. Bundan başka, her performanstan sonra seyirciye yapılan anketler ve BE’de verilen dersler hakkında yazılan raporlar da arşive ekleniyordu.

Bu kütüphane, tüm kumpanya üyelerinin kullanımına açıktı. Burada öğrenciler Brecht’in oyunlarında kullanmak istediği yöntem ve tekniklere ilişkin araştırmalar yapıyor, üniversitedeki derslere katılıyor, son siyasi ve estetik tartışmalar hakkında raporlar yazıyorlardı. Örneğin Brecht kendi oyununda Shakespeare’den ya da Stanislavski yönteminden yararlanmak istediğinde, öğrencilerden bunun için araştırma yapmasını isteyebiliyordu.

Dramaturgların önemli faaliyetlerinden birisi de oyun broşürlerini kaleme almaktı. “Tanıtım dramaturgu” denilen bu kişiler, son baskı teknolojilerini kullanarak metinler, çizimler ve fotoğraflardan oluşan broşürler hazırlıyorlardı. Bir kitap şeklinde basılmış olan bu broşürler, oyun hakkında, onun siyasi mesajına ve toplumsal önemine ilişkin bilgiler veriyordu. Brecht’in tanıtım dramaturglarına kazandırmak istediği başka bir özellik de, broşürlerdeki metinlerin seyircinin tiyatroya yönelik ön kabullerini sarsacak şekilde kaleme alınmasıydı.

BE’de Modellbuch denilen ve sahnelenen oyunlar hakkında ayrıntılı açıklamalar, çizimler ve fotoğraflar içeren kitapların eğitim açısından ayrı bir yeri vardı. BE’nin şeffaflık politikası gereği, bu kitaplar söz konusu oyun üzerinden Brecht’in estetiğinin ayrıntılarını ve bu oyunda nasıl uygulandığını ortaya koyardı. Böylece hem Brecht’i bilmeyenlere hem de BE’ye sonradan dâhil olan öğrencilere yönelik kapsamlı bir eğitim malzemesi elde birikmiş olurdu.

Tiyatro içinde yürütülen faaliyetlerden başka, öğrenciler tiyatro dışında da faaliyetler yürütmek durumundaydılar. Örneğin öğrenciler üniversitelerde ve sanat okullarında toplantılar ve tartışmalar düzenliyor, buradaki tartışmalardan çıkan görüşleri BE’ye raporluyorlardı. Dahası, öğrenciler Brecht’in oyunlarını fabrikalardaki amatör işçi tiyatrolarında ve kültür merkezlerinde sahneliyor, BE’deki yönetmenlik deneyimlerine hazırlanıyorlardı.

Teori ve pratiği böylesine ustalıkla harmanlamanın sonucu BE örneğinde açıkça görülebiliyor. Tiyatro pratiğinden uzak, steril bir ortamda teoriye boğulan öğrencilerin aksine, teoriyi pratikten çıkaran, sürekli bilgi ve ürün üreten bir yapıyla karşılıyoruz Brecht’in tiyatrosunda. Dahası, Brechtyen teoriyi salt bir biçim gibi sunmaya çalışan günümüz teorisyenlerine inat, BE sosyalist tiyatro yapıyordu. Komünizm Brecht’in tiyatrosunun tali bir öğesi değil, onun idaresinden sahnelemesine kadar her alanına etki eden, halkla bağının kopmamasını sağlayan bir öğeydi.

Şimdi bunları göz önünde bulundurarak Türkiye’de tiyatro eğitimi veren üniversiteler ile Devlet Tiyatroları arasındaki olmayan bağa bir göz gezdirin. Acaba sanatın örgütlenişi bakımından arada gördüğümüz uçurum, iki tiyatronun yapımları arasındaki uçurumun bir nedeni olabilir mi?

Kaynak: Mary Luckhurst. Dramaturgy: A Revolution in Theatre. (Cambridge University Press; 2008)

Advertisements

4 thoughts on “Brecht’in Öğrencileri: Berliner Ensemble’ın Örgütlenişi ve Eğitim Faaliyetleri

  1. Eski bir DT’li olarak hoşuma gitti. Güzel noktalar alıntılanmış ve Brecht hakkında doğru saptamalar yapılmış. Ama bizim kendi Tiyatro anlayışımızla Almanya arasında çok fark var. Ben şuan Almanya’da Devlet Tiyatrolarında oyuncuyum ve oyunu izleyen kişiler oyunculardan daha çok duruma ve bilime hâkimler, bizde ise öyle değil.

    Hala Şehir ve Devlet tiyatroları kasap havasında yönetiliyor. Eğitim veren Ünilerin durumu ortada düzelir mi? Tabii ki hayır!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s