Sömürünün Yeni Boyutu: Kültürlerarası Tiyatro

Kültürlerarası tiyatro “trend”i daha buralara uğramadı ama uzaklardan sesi geliyor. Avrupa ve ABD’de bu kültürlererası tiyatro külliyatı, 1970’lerden beri ciddi araştırmaların, akademik lafazanlıkların ve ünü buraya gelmiş (Brook, Mnouchkine, Barba ve Schechner) tiyatro pratiklerinin başlıca konularından birini oluşturuyor. Bir taraftan daha bireyci, daha kentli ve Batılı bir performans deneyimi ABD başta olmak üzere Batı’da bir hayli yaygınken, diğer tarafta özellikle Doğu’nun, Çin’in, Hindistan’ın ve Japonya’nın kültürel ürünlerini metalaştırmak için büyük bir yarış sürüyor.

Tabii eşitlikçi görünen bu hareketin ambalajı çok güçlü: Evrensel bir tiyatro dili yakalanacak, Batı’nın kültürel hegemonyası yıkılacak, artık Doğu’nun da, madunun da sesi temsil edilecek vb…

Esasen hammadde eksikliğinden ve ideolojik yıpranmadan kaynaklı olarak Doğu’ya yöneldiklerini gizlemek için binbir takla atsalar da, bu kültürlerarasıcılar Doğu ülkelerinin halk kültürünü acımasız bir yağmaya tabi tutuyorlar. Sanatçılar (tıpkı küreselleşme retoriği gibi) eşitsiz gelişime gözlerini kapıyor, Doğu’nun kültürünün yağmalanması, sanki ortada makul bir değiş tokuş varmışçasına kültürlerarasılık olarak adlandırılıyor. Temsil edilen ise genellikle Batı’nın görmek istediği, pazarlanabilir kalıplara sığdırılmış bir müsvedde.

Tüm ideolojik sapmalarına karşın, Rüstem Baruça (Rustom Bharucha) bu eğilime karşı en sert yazıları yazmış, sömürüyü yılmadan açık etmiş bir isim. Hem de sesi Batı’dan değil, Hindistan’dan çıkan bir eleştirmen. Brook’un Mahabbaratha’sına karşı yazdığı yazı, bir dönem büyük bir tartışma başlatmıştı. Başka bir yazısında, tiyatrodaki kültürlerarasılık namlı sömürgeci eğilime ilişkin söylediklerini dikkate değer bulduğum için buraya alıyorum:

Kültürlerarasılık özerk değildir. Adil bir oyun da değildir, zira ancak temel bazı eşitsiz değişimler sayesinde mümkün kılınmaktadır. Şimdiye kadar, kültürlerarasılık neredeyse tamamen Birinci Dünya ülkelerinde teorize edilmiş, konuşulmuş, kavramsallaştırılmış, çerçevelenmiş, haritalanmış ve parasal destek görmüştür.

Kişi, bu görünüşte fedakar, insancıl, sınırsız haritaların ve kültürel değiş tokuş yollarının sınırlarının çoktan belirlendiğini, kültürel etkileşim bölgelerinin halihazırda sabitlenmiş olduğunu görecektir. (bkz. Rustom Bharucha. “Interculturalism and Multiculturalism”, The Colour of Theatre içinde.)

Advertisements