Semaver’in Cesaret Ana’sı | Kasapoğlu Mezalimi

Semaver Kumpanya Brecht’in Cesaret Ana’sıyla Ankara’ya geldi…

Festival sebebiyle Semaver Kumpanya’nın 2008-2009 sezonu oyunu Cesaret Ana ve Çocukları Ankara seyircisiyle buluştu. Ama ne buluşma! Şinasi sahnesinin sıcağı, oyunun sıkıcılığıyla birleşince bir ara ölüyorum sandım. Üç saatlik oyundan sonra diğer dostlara da sorduğumda, onların da bağırma arzusundan kaşıntı hissine kadar türlü türlü dertlerle boğuştuklarını öğrendim. Kısaca Şinasi’de bir Kasapoğlu mezalimi vardı.

Türkiye’de tiyatro sevmek bir tür umutsuz aşka dönüştü. Şu ömrü hayatımda izlediğim iyi oyunların sayısı bir elimin parmaklarını bulmaz. Buna rağmen ben tiyatroya saatlerimi yatırmaya devam ediyorum. Sonucunda ne alıyorum? Hiç… Tıpkı mazlum aşıkların zalim sevgilileri gibi, tiyatro bana bir güzel an yaşatıyorsa, bin kere sıkıyor.

Semaver’in Cesaret Ana’sına ilişkin uzun uzun bir şeyler yazamayacağım. İşgal ettiği üç saati hak etmeyen bir oyun. Kötü müzikler, kötü ışık, vasat bir dekor ve aslına sadık kalınarak (yani Brecht’e ihanet edilerek), hiçbir güncel dramaturgiye maruz bırakılmadan sahnelenmiş bir Brecht metni.

***

Tiyatro nabız tutmaktan ne zaman vazgeçti? Ülkeye bakan gözler, burada özelleştirmeleri, burada gecekondu yıkımlarını, burada işten çıkarmaları ve işkenceleri görmüyorsa ne görüyor? Tiyatronun sahnesi kocasından dayak yiyen kadına, devletten kurşun yiyen çocuğa, halkından kan emen generallere/siyasilere ne zaman açılacak? Tiyatro ne zaman salonlardan çıkıp da, sokağa, fabrikalara, direniş cephelerine ve grev çadırlarına dolacak?

Bugünün belli başlı, acil, öncelikli sorunları vardır. Ve Brecht’in Cesaret Ana’sının sadık ve sıkıcı bir uyarlamasını yapmak, tiyatro adına yeni ve heyecan verici bir biçimsel başarı olarak kabul edilemeyeceği gibi, sözünü ettiğimiz yakıcı sorunlara ilişkin yeni bir söz olarak da anlaşılamaz.
Siz seyircinin can acıtan dertlerinden kaçarsanız, onların size gelmesini bekleyemezsiniz. Yani, “suya sabuna dokunmamak” en başta sizin ellerinize zararlıdır…

Ben sıkıldım O tiyatrodan. Salon tiyatrosunun korkaklığından bıktım. Doğalgaza %80 zammın geldiği ve onbinlerin işten atıldığı, faşizmle yönetilen bir ülkede, tiyatro salonlarında terlemekten ve SAN’AT SAN’AT SAN’AT dolu fuayelerden nefret eder oldum.

Advertisements