Sivas 93: “Devlet Onların Yanındaydı”

Oportünizm her zaman vardı ya, bugünün sol kisveli akademilerinde ve “burjuva karşıtı” payeli sanatında her zamankinden daha fazladır. Ancak örgütlü hareket devlet eliyle boğulduğundan beridir, sanat alanında direniş türkülerinin yerini, suskun, karamsar ve biçimci bir sanat aldı. Halkın silahlı direnişi geri çekilince, oportünizm de kimi şekil değişikliklerine uğradı. Sınıf siyasetiyle yıldızı barışmayan aydınlar, tarihsel aktör olma özelliğine sahip işçi sınıfının yerine, kadın hareketlerini, üçüncü dünyacılığı geçirmeye uzun zamandır uğraşmakta.

Türkiye’de bu durum farklı tezahür etti; elbette kadın hareketleri ve azınlık hareketleri belli bir oranda taraftar topladıysa da, solun reformist kanadını büyük oranda arkasından sürükleyen yeni bir zihniyet peyda oldu: Ülkedeki emek-sermaye çelişkisini dinci-laik çelişkisine tahvil eden 28 Şubat zihniyeti. Böylece sol kendini öncelikle laik, aydınlanmacı diye tarif etmeye başladı; burjuvazinin bu iki kanadının devrimciler ve emekçi kesim karşısında her daim ittifak halinde olduğunu unuttu.

Sınıf mücadeleleri tarihinde buna benzer vakalar çok yaşanmıştır. Ancak sınıf mücadelesinin sanat cephesindeki savaşçıları, bu ve benzeri sapmaların dümen suyuna girmeden kendi sanatlarını üretebilmişlerdir. Evrenselin değil sınıfsalın peşine düşmüş olan tiyatrocular, gerçekleri sahne üzerine çıkarma yolunda önemli bir türe imza atabildiler: Belgesel tiyatro. Artık kurgunun yetmez olduğu, doğrudan çıplak gerçeklerin konuşulduğu böyle bir türün Marksist sanatçılar tarafından üretilmiş olması elbette tesadüf değil. Gerçeğin üzerini örtmeye çalışan burjuva sanatçının aksine, onlar gerçeği ve doğruyu didiklemekten vazgeçmediler. Belgesel tiyatro o zamandan beri spotlarını halkın yoluna ışık tutmaya adamıştır.

Dostlar Tiyatrosu bu sezon Sivas 93 adlı oyunla Türkiye sahnelerinde örneğine sık rastlamadığımız bu türe el atıyor işte. Türkiye’de genelde tiyatronun ve özellikle de belgesel tiyatronun seyrini bilenler, Dostlar Tiyatrosu’nun bu türün yabancısı olmadığını, Genco Erkal’ın belgesel tiyatronun gediklilerinden olduğunu da bilirler.[*]

Madem Dostlar Tiyatrosu belgesel tiyatro gibi, biçimi ikinci plana alarak, öncelikle içeriğiyle tartışan ve tartıştıran bir oyun yapmış (ki böyle karanlık ve biçimciliğin hükmünü sürdüğü bir dönemde canımıza minnettir), öyleyse bize de biçim eleştirisini değil, içerik eleştirisini öne almak düşer.

İki Sivas: 28 Şubattan önce – 28 Şubattan sonra

1993 yılının Temmuz ayında Sivas’ın bağrında sosyalist ve demokrat aydınlarımız, şairlerimiz, emekçilerimiz yakıldı. Olayların nasıl gerçekleştiğine dair çok şey anlatıldı. Ancak bir çağın hâkim ideolojisi, o çağın hâkim sınıfının ideolojisidir yasasına uygun olarak, Sivas’ta yakılıp boğulan güzel insanların kara dumanlı öyküsü de çağın çarpıtmasından payını aldı. Sivas katliamına bakacak olan kişi, ister sanatçı olsun ister bir biliminsanı, eldeki bulguların yorumlanıp sahneye yahut kâğıda aktarılmasında kendini “çağın ruhuna” kaptırmamak için (günümüzde çağın ruhunun, tuz ruhundan berbat olduğu düşünülürse) iki kez dikkatli olmalıdır, sırf bu nedenle. Sivas 93 buna pek dikkat etmiş gibi görünmüyor.

Kanlı Sivas, komünizme karşı devlet eliyle semirtilen şeriatın, faşizmin ve kontrgerillanın ortak bir prodüksiyonu oldu. 12 Eylül sonrasının sınıf mücadelesi ortamından, 1990 sonrasında süratlenen silahlı devrimci mücadelenin yarattığı etkiden ve 1993 yılında Çiller-Genelkurmay ittifakının en önemli tohumu olan Özel Harekât Dairesi’nden izole edilerek aktarılan bir Sivas Katliamı belgeseli ne kadar başarılı olursa, işte Dostlar Tiyatrosu’nun icra ettiği Sivas 93 isimli belgesel tiyatro da o kadar başarılıdır.

Erkal’ın oyunu devlet-katliam ilişkisine girmiyor değil, ama birazdan göreceğimiz gibi, bu ilişkiyi çoğu kez bir ihmalkârlığa dayandırıyor [**] ve isteyerek ya da istemeyerek de olsa, Madımak’ın kundakçılarıyla, bunların örgütlenmesine, yönlendirilmesine ve engellenmemesine çaba sarf edenler arasındaki ilişkiyi belirsizleştirerek, son yılların temel yanılgısına düşüyor: Faşist devlet ve halk arasındaki çelişki, Sivas 93’te yerini demokrat laiklerle, şeriatçı dinciler arasındaki çelişkiye bırakmıştır. 1993 Türkiye’sinin sınıf mücadelesi atmosferinin verilmeyişi ve yerine 2008 Türkiye’sinde hâkim olan yapıntı bir laik-dinci çelişkisinin ikamesi, Dostlar Tiyatrosu’nu durmak istediğine ihtimal vermediğim bir safa çekiyor. Bu saf, bugün TSK’nın önderliğini yaptığı 28 Şubatçı saftır.

Özetle 1993’ten 2008’e gelen süreçte iki Sivas hikâyesi anlatılmaya başlandı. Bunlardan birincisi, 1993 Türkiye’sindeki kızışmış mücadele ortamını dikkate alarak, Sivas’taki katliamı sınıfsal eksende inceleyip sonuçlara varan bir bakışa aittir. 1993 yılında Sivas’ta olanlar, devletin paramiliterleriyle birlikte tezgâhladığı bir katliamdı.

Üstelik işin özünü kavramak için 93’e gelinceye dek, Malatya, Maraş, Sivas ve Çorum’da yaşananları şöyle bir araştırmak, Özel Harp Dairesi ve Özel Harekat Dairesi’nin ideolojik temellerini ve amaçlarını bilmek, egemenlerin ülkede yükselen direnişin önünü kesmek için nasıl tüm karşı-devrimci unsurları seferber ettiğini hatırlamak kâfidir.

İşte ikinci hikâye, bunların artık hatırlanmadığı bir bellek yitimi noktasından başlıyor. Devrimci tutsakların kanla boğulmasının ardından yaratılan ideolojik boşluğa akan 28 Şubat irini, 15 yıldır laik-dinci çelişkisini sınıfsal çelişkilerin yerine ikame etmekte. Bunun toplumsal belleğin tazelenmesi adına yapılışı da ironiler deryasında derviş ediyor bizleri…
Daha fenası, bu tarz bir düşünce biçimi sadece bugünün çelişkilerinin yorumlanmasına değil, tarihin materyalist çözümlemesine de gölge düşürüyor. Resmi tarih yazımı cenderesi bu kez de yakın tarihin olayları için kuruluyor ve mesela Sivas’ta gerçekleşen katliam, sanki özünde bir şeriatçı-laik çatışmasıymış gibi yeniden yorumlanıp sunulabiliyor. Elbette olup bitenleri bu biçimde sunmak, bugün artık solculuğu kalmamış olan Kemalist çevreden, “Cumhuriyetçilerden” alkış almak için yeterli ama peki ya gerçekler? Peki ya sınıf mücadelesi?

“Anayasal Düzeni Zorla Değiştirmeye Teşebbüs” Suçu

Bu yapılan çözümlemeyi daha da somutlamaya geçmeden evvel, bir noktayı vurgulamak isterim. Erkal’ın oyunu nispi bir nesnellik barındırma uğraşında; bu bakımdan oyunun hepten 28 Şubat zihniyetine büründüğünü söylemek, doğruyu yansıtmayarak bizi haksız eleştiriler yöneltmeye iter. Bu da iyi niyet taşıyan ciddi eleştirilerimizin yok sayılmasına neden olabilir.

Örneğin sinevizyondan seyirciye aktarılan video, faşist hareketin simgelerinden biri olmuş kurt işaretinin sık sık kullanıldığını göstererek, katliamda rol alanların salt şeriatçılar olmadığını anlatmaya çalışıyor, evet. Ne var ki, bu bile oyunun ekseninin laik-şeriatçı ikilisinden çıkartılmasına yardımcı olmuyor; hatta son zamanlarda yükselen azgın milliyetçiliğin “hassasiyetleri” gözetilerek, oyun boyunca milliyetçi kelimesi ağza alınmıyor.

Her ne kadar belgesel tiyatro yapılıyor da olsa, sanat bir seçme işidir. Kanlı 2 Temmuz günü tüm olanları sahneye taşımanızın imkânı olmadığından, kendinizce en önemli olayları ve belgeleri sunmaya çalışırsınız izleyiciye. Eh, dolayısıyla hangi anın sizce önemli olduğu bu nedenle sizin bakışınızı da ele verir ister istemez. Örneğin Erkal, “Özel Harekat Dairesi” adlı kontrgerilla merkezinin bu katliamda hiçbir rolü olmadığını düşündüğünden, sanırız, bir olasılık olarak dahi bundan bahsedilmiyor.[***] Ancak Sivas’ın Atatürk’ün kendini çok güvende hissettiği bir yer olduğu tarihsel bilgisi ve “Atatürk’ün adı okununca” homurtular çıkaran şeriatçı ayrıntısı atlamadan veriliyor ki, izleyiciler arasındaki Kemalist-Laikler “âmin” diyebilsinler.

Oyunda tarihe bakışın bu türden bir çarpıtması Maraş’ta (1978) ve Çorum’da (1980) vuku bulan faşist katliamlar için de işliyor ve Erkal bunları dinci kalkışmalar olarak niteleyiveriyor sahne üzerinde. Şimdi burada 12 Eylül öncesinin sınıf mücadelesi ortamını, Özel Harp Dairesi’ni, Sahra Talimnamesi’ni, TSK-CIA-MİT ilişkilerini sayıp dökmeye gerek yok; ancak oyunda önce Sivas katliamı dinci-laik çelişkisine tahvil edilip, sonra el çabukluğuyla Maraş ve Çorum’da olanlarla benzerlik kurulunca, vicdanım huzursuzlanıyor doğrusu.

Evet bir benzerlik var, ama bu benzerlik Dostlar Tiyatrosu’nun bize anlattığı türden bir benzerlik değil; Maraş ve Çorum’da katledilenler laik düzenin temsilcisi oldukları için değil, 3K yüzünden katledilmişlerdi: Kürt-Komünist-Kızılbaş. Amma velakin, 2008 Türkiyesi’nin ortamında ilk ikisinin üzerini çizmek ve mümkünse üçüncüsüne ağırlık vermek en yeni oportünizm biçimi olduğu için, Dostlar Tiyatrosu da bunu takip etmiş gibi görünüyor.[****]

Belki de en vahimi, Dostlar Tiyatrosu’nun Sivas katliamcılarının affedilmez suçu olarak “anayasal düzeni zorla değiştirme”yi göstermesiydi. Sivas 93 konuya buradan yaklaşıp, meselesini dinci-laik eksenine oturtup, anayasal düzenin değiştirilemezliği konusunda Kemalist vicdanları temin edince, insanın aklına devrimcilerin yıllardır bu ülkede ne yapmaya çalıştığı sorusu geliyor. Erkal, anayasal düzenin mutlak değiştirilemezliğini alttan alta çıtlatarak, yıllardır sanat yoluyla karşı çıktığı iktidarın yıkılamazlığını da onaylamış olmuyor mu?

Umarım derdimiz anlaşılıyordur. Dostlar Tiyatrosu, seyircisine “anayasal düzeni değiştireceklerdi” diye endişeyle gelince, neyi savundukları bulanıklaşıyor: Anayasal düzenin asla ve kat’a değişmezliğinden mi yanalar, yoksa bu müdahaleyi yapmaya dincilerin hakkı olmadığına mı inanıyorlar belirsiz. Zira ülkenin devrimcileri de zaten yerine daha iyisini koymak için yıllardır bunun uğraşını vermekte. Oyunun genel rüzgârı daha çok birincisinden yana esiyor dersem, nesnel bir hakikati yansıtmış olurum, çünkü oyunda sınıf mücadelesi kanadı pek anılmıyor.

Velhasıl, gerçekten pek çok kişiye hayatında ilk kez böylesine etraflı bir Sivas katliamı belgeseli izlettiği için yürekten bir tebriki, teşekkürü hak eden Dostlar Tiyatrosu, belgesel tiyatronun ruhuna ihanet etmiş gibi geliyor bana. Tiyatro çevreleri oyunu bu kadar heyecanla karşılamış ve oyuna soldan bir eleştiri gelmemişse eğer, bu biraz da günümüzde yaşanan bilinç aşınmasındandır. Sırtımızda dönen değirmen taşının sapını tutan iki el varsa, biri laiklerin biri dincilerin elidir çünkü, ve belgesel tiyatro, işte bu gerçeği söylerdi bir zamanlar.

[*] Merak edenler için söyleyelim, Ayşegül Yüksel Cumhuriyet gazetesine yazdığı yazıda ülkedeki belgesel tiyatro macerasını söyle bir özetlemiş: http://www.dostlartiyatrosu.com/images/oyunlar/sivas/utanc.jpg

[**] Erkal, Tiyatro Tiyatro dergisindeki hisli Kemalistlerden olduğu anlaşılan Özlem Özdemir’in kendisiyle yaptığı röportajda şöyle diyor: “Benim en aklıma yatan şu: Başında ‘şöyle bırakalım da, bakalım ne yapacaklar?’ gibi bir boşvercilik var. Olayların sonunda buraya geleceğini düşünemiyorlar ve kontrol altında tuttuklarını zannediyorlar, son on dakika içinde ise kontrolü tamamen kaybediyorlar.” (Mart 2008, Sayı:187)

[***] Kontrgerillanın ve faşizmin olaylardaki payından tek bahseden Evrensel’deki yazısıyla Üstün Akmen olmuş. Ne var ki o da Sivas 93’e eleştirel yaklaşamamaktan muzdarip. Oyunun temelinde yatan bu maraza değinmiyor.

[****] Genco Erkal’ın sınıfsal bakışı bir kenara bıraktığı, ve halkı laiklerle dinciler diye ikiye ayırdığı yukarıda bahsedilen röportajda daha net çıkıyor ortaya. “Anarko-Kemalist” Özdemir’le girdiği diyalog net:

Özdemir: T.C.’de üniversiteye türban girdikten sonra kim bana diyebilir ki “hiçbir şey olmayacak”. . .
Erkal: Evet. Tabii, biz azınlığız artık. Fazıl Say’ın görüşlerine tümden katılıyorum. Biz yenildik, azınlıktayız!


Yazan-Yöneten
GENCO ERKAL
Müzik
FAZIL SAY
Giysi
ÖZLEM KAYA
Film Yapım
NURDAN ARCA Ajans 21
Film
Kurgu: Melih F. Tatlıcan
Kurgu Asistanı: Tuğçe Özşen
Arşiv Arama: Ayşe Çavdar
Oyuncular
GENCO ERKAL
MERAL ÇETİNKAYA
YİĞİT TUNCAY
NİLGÜN KARABABA
MURAT TÜZÜN
ÇAĞATAY MIDIKHAN
SALİHA ŞİRVAN AKAN

 
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s