Vatandaşın Ortaoyunu

İyi bir oyunun verdiği haz, önceki tüm kötü oyunların çilelerini unutturur seyirciye. İyi oyunlar alkışlanırken sahnedeki oyuncunun nezdinde tüm tiyatro sanatı alkışlanır; inançlar tazelenir. Oyundan sonra kapıda seyircileri tek tek uğurlayan Değişim Atölyesi Oyuncuları’nın (DAO) ellerini sıkarken, bu nedenle bir minnettarlık hissi taşıyordum açıkçası.
Söz konusu oyun Vatandaş Oyunu. 1962 yılında Genç Oyuncular adlı bir topluluk tarafından kaleme alınan metin, ne yazık ki hala güncelliğini koruyor; ezilenler varolduğu sürece de korumaya devam edecek. Vatandaş Oyunu 1960-70’lerin Türkiye’ye özgü bir tiyatro oluşturma düşüncesinin ürünü; geleneksel tiyatrodan, özellikle de ortaoyunu konvansiyonlarından beslenen bir oyun olarak kaleme alınmış. Bu nedenle DAO bu metni sahnelemeyi seçerek hem bir yandan büyük bir yükün altına girmiş oluyor; hem de bir o kadar özgürleşiyor aslına bakarsanız. Çünkü geleneksel tiyatronun önkoşulu olan oyuncu-seyirci ilişkisi, oyuncunun imkânlarını sınayan bir deneyimdir ama seyirci bir kere yakalanırsa tadına doyulmaz bir oyun çıkar ortaya.
Bu samimiyeti yakalamak için, oyunu izlemeye gelen seyirciyi DAO daha kapıda karşılıyor. Daha sonra onlarla beraber tiyatro salonuna geçip bir türkü söyleyerek başlıyorsunuz oyuna. İlk olarak Avrupa’da başlamış olan seyir yerinin karartılması “geleneği” uygulanmıyor; oyun boyunca sahne, seyir yeri, her yer aydınlık. Telefonunuzu kapatmazsanız başınıza geleceklere dair çatık kaşlı bir tehdit anonsu da yapılmıyor. Hatta bu anons tiye alınıyor.
Oyunda taşradan büyük şehre gelerek “uyanık” arkadaşından yardım isteyen bir vatandaşın öyküsü anlatılıyor seyirciye. Olaylar sanıldığı gibi açıkgöz arkadaşın saf olanı kandırması değil, ona yardım etmeye çalışması biçiminde gelişiyor. Belki de sol hareketlerin yeni yeni yükseldiği bir dönemde yazılmış oluşu nedeniyle, oyun dilinin tam bir karşı duruş yaratamadığını söylemek de mümkün. Daha çok devlete yönelik bir sitem söz konusu ki bu, dönemin kabarelerinde de sıkça rastlanan, “hayırsız devlet baba” tonuna benziyor.
İki perdelik bu oyunun aksaksız olarak işlediğini söylemek mümkün değil. Özellikle masklı oyuncuların oyunun başında İtalyan halk tiyatrosunu anımsatan hareket komiğine yaslı kısa oyunları aslında o kadar kısa değil. Bu nedenle oyuna katmaları beklenen o dinamizm tam olarak amacına ulaşmıyor. Aynı biçimde kimi epizotların uzunluğu oyunun sarkmasına neden oluyor. Bu aksaklıklar süregiden tempoyu yer yer aşağı çekerek seyir zevkini düşürüyor.
Geleneksel tiyatronun özüne uygun bir reji, oyunculuk ve dekor tasarımı görülüyor sahnede. Gösterimin imkânsızlıklar nedeniyle meydan sahnede oynanamıyor oluşu, oyuncu seyirci ilişkisinin niyet edildiği gibi kurulamamasına ve ortaoyunu havasının biraz zarar görmesine neden olmakla birlikte, bu olumsuzluğun altından başarılı bir oyunculukla kalkılıyor. Özellikle aynı zamanda oyunun yönetmeni de olan Harun Güzeloğlu’nun ve Hasan Tanay’ın ikili sahnelerde yakaladıkları uyum gülünmeye değer. Seyircinin hayal gücüne güvenmenin gerekliliğini, en pahalı ve cafcaflı dekorların bile bu hayal gücünün ötesine geçemeyeceğini yalın bir “Yeni Dünya” ve 5-6 sandalyeden oluşan dekorla kanıtlıyor Değişim Atölyesi Oyuncuları.
Vatandaş Oyunu’nu izlemek farklı ve güzel bir deneyim. Özellikle dördüncü duvara mahkûm ve seyircisine “yüz vermeyen” oyunları izledikten sonra, bu kadar teatral ve güleç bir oyunu izlemek, duman altı olduktan sonra temiz havaya çıkmaya benziyor.
10/3/2006
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s