Kıyamet Suları – Eskişehir Belediye Tiyatrosu

Bu insanlar çok başarılı bir girişimin örneğiler. Hepsi birkaç ay içinde Eskişehir’de vücuda getirilmiş tam teşeküllü bir tiyatronun neferleri, genç savaşçıları. Hele başlangıçta öyle başarılı oyunlar yaptılar ki, tamam dedim, bunların olgunluk dönemi çok canlar yakacak.

Ve fakat ne yazık ki, Bir Şehnaz Oyun, Resimli Osmanlı Tarihi, Misafir gibi başarıların ardından, ibre hep düşüşü gösteriyor uzun zamandır. Bunda, çıkan iç karışıklıkların da katkısı olsa gerek. Bu hassas konular üzerine pek bilgimiz yok. Kurcalamaya niyetimiz de yok. Şimdilik. Şimdilik…

Ve Kıyamet Suları..
Tiyatronun başarılı olduğu söylenen oyun yazarlarından Civan Canova’nın bir oyunu, hatta ilk oyunu. Adını unuttuğum bir jüriden de ödülü var.
Bu birilerini başarılı olmakla itham edicileri de hiç sevmem. Van DT’nin Sersem Koca’nın Kurnaz Karısı adlı oyununun en iyi reji gibi komik bir ödülle ödüllendirilmesinin ardından, en iyilere ters ters bakıyorum.

Önden ikinci sırada izleyeceğim diye sevindim bu oyunu. Aman sevinmez olaydım. Her biri 100 desibel sesle bağıran oyuncuların sürekli kavgaya tutuştuğu şu pşikolocik oyunlardanmış bu. Hani bir ailenin üyeleri içindekileri biriktirir biriktirir, sonra birgün bir ateşleyici sebep çıkar (burada dünyaya çarpacak olan göktaşı) ve onları hesaplaşmaya iter. O bildiğimiz “geçmişin bugüne düşen gölgesi” mevzuu. Artık çevrile çevrile iler tutar yeri kalmamış bir şey.

Üstelik oyunu bir İngiliz yazarın oyunuymuş gibi izlememe ne dersiniz?
Aman öyle diyaloglar var ki, imkanı yok bu oyunun dili Türkçe demezsiniz. Zaten kafam şişmiş, oyuncular bağıra bağıra bana ilgilenmediğim bir sürü şey söylüyor, aralarında kavga ediyorlar filan. Yapmayın etmeyin. Duyguyu vermek bağırmak mıdır?

Oyundan çıkarken, özellikle Ankara DT ve İzmir DT’de gelir bu his, “bir insan neden bunu sahnelemek ister, neden bu oyunu sahneye konulabilir bulur?” diye düşündüm. Hani DT’deki kafakol ilişkisini, oynanan oyun üzerinden ceplere giren parayı burada geçiyorum. Şimdilik.
Ancak bu oyun çok spesifik bir tatlı su protestosu getiriyor sisteme, emperyalizme. O da biraz zorlarsak. Yani o eleştiri de umurumuzda değil doğrusu, ne benim, ne emperyalizmin. Böyle kuru sanat da küçük burjuva seyircisinden başkasına yaramıyor. Diğer izleyiciler de tiyatroyu “ağır” bir sanat sanıyorlar böyle oyunlar nedeniyle..

Misafir’i hatırladım oyundan çıkarken. Sonunda ne kadar etkilendiğimi, oyunda ne kadar eğlendiğimi…
Ne metinde ne de rejide parlak bir şey göremedim Kıyamet Suları’nda… Seyredilmeye değer bir oyun olduğunu düşünmüyorum…

5/2/2006
Advertisements

2 thoughts on “Kıyamet Suları – Eskişehir Belediye Tiyatrosu

  1. Adsız says:

    Sayın eleştirici
    Kıyamet Suları oyununda,aynen sizin gibi,çeviri bir eser izlediğim hissine kapılmıştım… Maalesef o ağır konuşmalarla yapılan işler “sanat” oluyor…
    Dediğiniz gibi Misafir'in sıcak tadını aramıştım…
    Güzel bulduğumuz şeyler izlmek dileğiyle…

  2. Merhabalar,

    İzleyeli seneler olmuştur bu oyunu. Ne var ki, türünün çok tipik bir örneği olarak aklımda yer etti. Gerek meselesini ele alış biçimindeki “Avrupailiğiyle”, “San'at” zorlamasıyla, gerekse de kötü rejisiyle, tiyatronun ne olmaması gerektiğini çok güzel anlatıyor.

    Dileğiniz umarım gerçek olur bir zaman…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s