Devletin Gölgesinde: Keloğlan Keleşoğlan

Devlet ideolojisi bulduğu tüm çatlaklardan zihinlere akıyor. “Doğru yoktur” edebiyatı yeni kuşağın düşünce biçimini çevreler, insanları edilginleştirirken, yaratılan gayri-siyasi bir yaşam yanılgısının çatlağından içeri ince ince devlet iktidarının sarsılmazlığı fikri sızıyor. Öyle ki felsefede ve sanatta geçer akçe artık kapitalizmin berbat ama bir o kadar da yıkılamaz bir düzen olduğunu savunmak haline geldi. Kurtuluşu uzlaşmakta bulanından şizofrenliği kutsayanına kadar bir ucubelikler şöleni meraklısını bekliyor.

Uzlaşma! İşte burjuva devlet aygıtının pembe düşü. İdeolojisini kurumlarına öyle ustalıkla enjekte ediyor ki, bizler sanata katkı yaptığı için ona teşekkür ederken buluyoruz kendimizi. Bozuk sistemde sağlam çark olmaz sözünü duymamış mıydık yoksa? Küreselleşme çağında sanat artık ideallerden ve kavgadan arındırılmış tehlikesiz bir meta; devletin himayesindeki sanat ise bazen bahçede uslu uslu oynayan bir çocuk, bazen de gizli bir misyoner.

Peki tüm bunların Ankara Devlet Tiyatrosu’nun son çocuk oyunu olan Keloğlan Keleşoğlan’la ilgisi var mı? Açıkçası evet, var. Çocuk seyirci bir kenara, yetişkin seyirciyi bile daha önce görmediği kukla ve mask teknikleriyle, ışık ve kostüm oyunlarıyla ve parlak fikirleriyle etkileyen bir oyundan söz ediyoruz. Oyunun yazarı, yönetmeni, maskların ve kuklaların tasarımcısı olan Ulviye Bursa’nın biçimsel başarısı tartışılmaz. Bir süredir Polonya’da çalışmalar yapmakta olan Bursa, çocuk tiyatrosunun büyüsünü yakalamışa benziyor; öyle bir büyü ki çocuk seyirciyi de yetişkin seyirciyi de içine alabilecek bir yapıya sahip. Kemal Günüç’ün başarılı müzikleriyle (kimi yerlerde haddinden fazla uzun olsa da) hareketlenen sahneler, uzun zamandır böylesi bir çocuk oyunu izlemediğimden olsa gerek, içimi umutla doldurdu. Ancak oyunun sonunda gelinen nokta ve oyun kişileri tarafından bu kilit noktada sarf edilen sözler ister istemez akla soru işaretleri getiriyor.

Kırk Katır mı Kırk Satır mı?
Masal gereği tüm ülkenin su kaynaklarının başında oturan devin ağrıyan dişini çeken Keloğlan, zalim bir padişahın hüküm sürdüğü ülkesindeki kuraklık nedeniyle devden yardım ister. Dev ise tüm oyunun gidişatını değiştirebilecek bir yanıt verir Keloğlan’a: Ülkenin suyunu bilerek kesmiştir, çünkü padişah halka çok kötü davranmaktadır. Dev halkın artık sesini çıkarması gerektiğini, suyu keserek onları buna zorlayabileceğini düşünmektedir. Ancak devin devrimci bir çağrıya dönüşebilecek sözleri derhal toparlanır. Keloğlan’a bir uzlaşma paketi sunar. Padişah halkın vergisini azaltmalı, eğitimi zorunlu hale getirmelidir. Ancak o şartla kuraklıktan kurtulacaktır ülke. Çünkü halkın en büyük sorunu eğitimdir! Padişahın bu uzlaşma önerisini kabul etmesinin ardından, halk “yaşasın padişah” diyerek devletin iktidarından ve artık daha uygun koşullarda çalışacak olmalarından duydukları mutluluğu ifade ederek sahneyi terk ederler. Bir alternatif söz konusu bile değildir. Halk mutludur, padişah mutludur. Aklını kullanmış olan Keloğlan da mutludur; diğerleri tarlaya çalışmaya giderken o artık hem vezir olmuştur hem prens.

Böyle bir sonlanma, tüm oyun boyunca yukarı taşınan başarı çıtasını birdenbire aşağı çekiyor. Devlet aygıtını sorgulanmaz ve ancak uzlaşılabilir bir mertebeye yükselten oyun, çocukların bilincine de bunu ister istemez yerleştiriyor. Oyun birdenbire kendi bahçesinde oynayan çocuk olmaktan çıkıyor; artık o gizli bir ideoloji misyoneridir. İşte tam burada cevaplamaktan çekindiğim “kırk katır mı, kırk satır mı?” sorusu çıkıyor karşıma. Ticarete bulanmış bunca kötü çocuk oyunu örneğinden çok farklı, biçimsel olarak başarılı bir çocuk oyununu, önemli tematik sorunlarıyla birlikte nasıl değerlendirmek gerekiyor? Kötülükler dünyası karşımıza hep en güzel biçimlerle çıkıyor artık. Acı ilaçlar tatlı soslarla yutturuluyor bize. Bu oyun bunun bir örneği mi? Yoksa çocukların tiyatrodan uzaklaşmasına neden olan başarısız yapımların yerine, tiyatrosever nesiller yetiştiren bir oyundur deyip avunmak mı gerek?

Cevaplamak zor.

19/4/2006
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s